
Mithat GÜDÜ
Türkelli Beld.Merk.Camii
İmam-Hatibi
Beşikdüzü/Trabzon
mithat_gudu@hotmail.com
YILBAŞI KUTLAMALARI VE YENİ YILA GİRERKEN
Aile, cemiyeti meydana getiren en küçük topluluktur. Fert ise ailenin vazgeçilmez bir unsurudur. Bu aileyi, dolayısiyle cemiyeti ve cemiyetin teşkil ettiği milleti ayakta tutan, devam etmesini sağlayan, maziden devraldığı mirasıdır. Bu mirasın içinde; din, kültür, medeniyet, ilim, teknik gibi kıymetli mücevherler vardır. Kendi dinini, kültürünü, örf ve adetlerini bir tarafa bırakıp başka milletlere ve dinlere ait kültür ve adetleri alan bir milletin akıbeti pek parlak değildir. Böyle cemiyetler, hergün ayrı bir kültürün taklitciliğini yaparak, tanınamaz bir vaziyete gelirler. Kendi memleketlerinde yaşasalar, oranın havasını teneffüs etseler, oraya ait isimleri taşısalar bile, haddizatında onlardan herhangi bir farkları yoktur.
Yılbaşı kutlamaları denilince, eski yılın sona erip yeni bir yıla geçildiği 31 Aralık/1 Ocak gecesi yapılan eğlenceler ve bir takım faaliyetler akla gelmektedir. Ancak yılbaşı eğlenceleri ilk bakışta yeni bir yıla girişin kutlamaları gibi gözükse de bunun Batı dünyasının Noel bayramıyla yakın bir ilgisi bulunmaktadır.
Noel, Hz. İsa(a.s.)’ın dünyaya gelmesinin hatırası için Hıristiyanlarca yapılan bir bayramdır. Dolayısıyla bu hafta içerisinde Hıristiyanlar kiliseye giderler, birbirlerini ziyaret ederler ve hediyeleşirler. Dini bir atmosfer ortamı içerisinde geçen Noel bayramı akabinde ise, yeni yıla giriş büyük bir çılgınlık, lüks ve israf içerisinde kutlanır.
Müslüman toplumlarda “yılbaşı kutlaması” adı altında düzenlenen eğlence programlarının hiçbir kültürel ve geleneksel altyapısı söz konusu değildir.
Batı dünyasının bu tür gelenekleri yerine biz kendi kültürümüzü, geleneklerimizi, örf ve adetlerimizi yaşatmaya çalışabiliriz.Alternatif program ve faaliyetlerin üretilmesine önem verebiliriz.
Zira; bizim de Mevlana'mız var.. Yunus Emre'miz var... Nasreddin hocamız var.. Hacı Bektâşı Veli'miz var… Ahmet Yesevi'miz var... Hacı Bayram Veli'miz var...
Dolayısıyla; Noel babaları onların olsun... Bizdeki bu değerler bizlere yeter de artar bile
Bir taraftan tahrif edilen bir din ve tamamen yabancı bir kültüre ait olan bu adetin, yüzde 99’unun Müslüman olduğu iddia edilen bir yerde icra edilişine bakın... Bir de, yeryüzünde inanan insanların, hususiyle de Müslümanların sağda solda mağduriyet ve mazlumiyetlerine bakın...Müslüman insanlara akla hayale gelmedik işkenceler, zulümler yapılmaktadır. Buna mukabil Müslüman olduğunu söyleyen bir yığın insan, yılbaşı gecesi alemler düzenliyor, sarhoş olup kendinden geçiyor, her türlü melanetin içine balıklama dalıyor. Adeta dünyayı fethetmişlik nara ve endamı içinde sabahlara kadar kutlamalar yapılıyor.Ne korkunç ne hazin manzara değil mi?
Evet, olan biten bu rezaletler karşısında, gerçek Müslüman, kalbindeki sese kulak vermeli... Ve, hayır, ben bunları yapamam, yapmamalıyım; zira bu yılbaşı kutlama adeti, hem benim dışımdakilerin bir adeti, hem de bu gecede yapılanların tamamı benim mensubu olmakla şerefyab olduğum İslam dininin yasaklamış olduğu fiillerdir. Ben imanımı tehlikeye atamam... Geçici dünya zevkleri uğruna. ebedi hayatımı karartamam demeli...
Ve bilakis geçen günlerin bir muhasebesini yapıp bilançosunu çıkarmalı; geleceğe de ona göre hazırlanmalıdır.
Tabii ki her şeyin temeli nasip meselesi ve “Kişi sevdiği ile beraberdir” hadisi şerifine göre, kıyamet gününde herkes sevdiği ile beraber haşrolacak!
Kendi kültürel mirasımızdan ve dini anlayış ve heyecanımızdan kaynaklanan öz değerlerimizi daha da iyileştirerek yaşatmaya ve geliştirmeye devam etmek gayreti içerisinde olmak mecburiyetindeyiz.
Özetle ifade edecek olursak; bu tür yılbaşı kutlamalarından sakınmaya çalışmak ve alternatifler üretmek her müslümanın görevleri arasında yer almaktadır diye düşünmekteyiz.