|
MİRAÇ KANDİLİ
Bizleri bu mübarek Miraç kandili gecesine ulaştıran Allah’a hamdü
senalar, bu gecede bize Allah’tan en güzel hediyeleri getiren Peygamber
Efendimize salatü selam olsun.
İsrâ hadisesi Kur'an ile
sabit olduğu için bu hadisenin inkârı mümkün değildir.
Kur'an-ı Kerîm'de bu olay şöyle anlatılmıştır:
|
سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَى بِعَبْدِهِ لَيْلاً مِّنَ الْمَسْجِدِ
الْحَرَامِ إِلَى الْمَسْجِدِ الأَقْصَى الَّذِي بَارَكْنَا حَوْلَهُ
لِنُرِيَهُ مِنْ آيَاتِنَا إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ البَصِيرُ |
“Kendisine
âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece
Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren
Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz o, hakkıyla işitendir, hakkıyla
görendir.” (İsra:1)
Ayet-i
Kerimenin ifadesine göre isrâ hadisesi ruhanî bir hadise değildir. Hz.
Peygamber bedeni ile birlikte Beyt-i Makdis'e götürülmüştür.Buradan
Hz. Peygamber Mi'raca çıkmıştır.
Konunun daha iyi anlaşılması için; Mi'raçla ilgili bazı terimleri
izah edelim:
İsra:
Yürümek demektir. "gece yürüyüşü" manasına gelir.
Mirac:yükarı
çıkmak, yükselmek anlamlarını ifade eder.Hz. Peygamber (s.a.s)' in göğe
yükselerek Allah'ın huzuruna kabul edilmesi mucizesidir.
Mescid-i
Haram:Kabeyi
çevreleyen ve Harem-i Şerif denilen mesciddir. Yer yüzünde ilk defa inşa
edilen mabet budur.
Mescid-i
Aksa:
Kudüs'deki Beytu'l-Makdis'tir. Kabe'den sonra yer yüzünde yapılan ikinci
mabettir.
Mescid-i Aksa, Peygamberlerin toplandığı, ilahi vahiylerin indiği
mübarek bir yer olduğu için, Mi'raçta Peygamberimizin yol uğrağı olmuştur.
Beytü'l-Ma'mur:7.kat
gökteki melekler tarafından tavaf edilen mabettir.
Sidretü'I-Münteha:Arşın
sağında bir ağaçtır ki, ne melek, ne saire, ondan ötesine asla geçemezler.
Refref:
Mahiyetini aklımızın kavrayamayacağı bir vasıtadır.
Mirac olayı hicretten bir buçuk yıl
önce Receb ayının yirmi yedinci gecesi gerçekleşir.
Peygamberimiz (a.s.)
Cebrail ile birlikte, semalara, yüce makamlara çıkarılmış ve kendisine mülk
ve melekût âlemleri gösterilmiştir.
Olayın iki aşaması vardır.
Birinci aşamada
Hz. Peygamber (s.a.s) Mescidül-Haram'dan Beytü'l-Makdis'e (Kudüs’e)
götürülür. Kur'an'ın andığı bu aşama, gece yürüyüşü anlamında isra adını
alır.
İkinci aşamayı ise
Hz. Peygamber (s.a.s)'in Beytü'l-Makdis'ten Allah'a yükselişi oluşturur.
Kur'an-ı Kerîm'in onyedinci sûresi olan İsrâ Suresi’nin İlk
ayetlerinde Peygamberimizin Miracından bahsedildiği için “gece yürüyüşü”
anlamına gelen “İsrâ “adını almıştır.
Miracı; sınırlı gücümüz ve dar ölçülerimizle değil, her şeyi
bilen Yüce Allah’ın kudretinin ölçüleriyle değerlendirip ona iman gözüyle
bakmamız gerekir.
Günümüzde Miracı anlamak, eskiye nispetle daha kolaydır.
Çünkü ilim ve teknoloji, insanoğlunun ufkunu açmış ve birçok insanın aklının
ermediği işler yapılıp ortaya konmuştur.
Bize düşen;
İsra ve Mirac’ın hikmetini anlamak
ve bu olayın, insanlık için maddi ve manevi yükseliş sınırlarını gösteren
bir mûcize olduğunun idraki içinde olmaktır.
Peygamberimiz (S.A.V.),
şöyle buyurmuşlardır.
«Bir gece halam Ummühânî'nin evinde (bir rivayete göre Kabe'de) iken Cebrail
(A.S.) geldi. "Ey muhterem nebi! Yarlıgayıcı olan Rabbin huzuruna varmak
için kalk, melekler seni bekliyor' dedi. Göğsümü göbeğime kadar yardı.
Kalbimi çıkarıp, iman dolu bir altın tasta yıkadı. Tekrar yerine koydu.
Bundan sonra BURAK isminde bir hayvana bindirildim. Bu hayvan, her adımını,
gözün görebildiği son noktaya atıyordu. Bir anda Mcscid-i Aksa'ya geldik
Cebrail, Burak'ı, bütün peygamberlerin, hayvanlarını bağladıkları bir
halkaya bağladı. Mescidde diğer peygamberlerin ruhları temessül etti. Bize
selâm verdiler. Ben de selâmlarına karşılık verdim. Cebrail bana, 'Öne geç
ve nebilere iki rekât namaz kıldır' dedi. Ben de imam olup namazı
kıldırdım..»
Peygamber Efendimiz şöyle devam ettiler :
«Bundan sonra bir Mi'raç (merdiven) getirildi ki, ben ondan güzel bir şey
görmedim.Cebrail,
beni bu merdivenden HAFAZA kapısına kadar çıkardı. Yani dünya semasına kadar
bir anda geldik.
Hemen kapıyı açtılar ve beni selâmladılar. Bir de ne göreyim. Semayı
muhafaza eden ÎSMAÎL isminde büyük bir melek, yanında yetmiş bin melek ve o
meleklerden her birinin yanında da yüz bin melek var.
«Burada bana cehennem gösterildi. Orada, çeşitli şekillerde azap gören
kavimler gördüm.
Dudakları deve dudağı gibi bir kavim gördüm ki, başlarına bir takım memurlar
konmuş, dudaklarını kesiyorlar. Bunların kim olduklarını sorunca Cebrail,
yetim malı yiyenler olduklarını söyledi.
Yine orada cife (pislik) yiyen zinakârlar, kendi etlerini yiyen gıybetçiler,
yerlerde ve ayaklar altında çiğnenen faizciler, baş aşağı ayaklarından
asılmış, zina eden ve çocuklarını öldüren kadınlar gördüm.
«Sonra, ikinci semaya çıktık. Orada Yusuf (AS.) ile buluştuk. Yanında,
ümmetinden kendisine tâbi olanlar da vardı. Yüzü ondördüncü gecedeki ay gibi
idi. Onunla da selâmlaştık.»
Resulü Ekrem, anlatmaya devam ediyor:
«Daha sonra yedinci semaya geçtik. Orada İbrahim (A.S.) ile buluştum.
Sırtını Beytü'l-Ma'mûr'a dayamış; beni selâmladı. 'Hoş geldin ey salih
nebi!.. Hoş geldin ey salih evlât', dedi. Burada bana denildi ki, 'İşte
senin ve ümmetinin mekânı.' Sonra Beytü'l-Ma'mur'a girdim, içinde namaz
kıldım.»
Peygamberimiz, yedinci semada gördüklerini anlatmaya devam ediyor:
«Burayı gezerken bir ağaç gördüm ki, bir yaprağı bu ümmeti bürür. Ağacın
kökünden bir menba akıyor ve ikiye ayrılıyordu. Cebrail’e bunu sorduğumda
dedi ki: 'Şu rahmet nehri, şu da Allah (C.C.)'ın sana verdiği Kevser
Havuzudır.' Rahmet nehrinde yıkandım. Geçmiş ve gelecek günahlarım
affedildi. Sonra, Kevser yolunu tutarak cennete girdim. Orada göz görmedik,
kulak işitmedik, beşerin hayal ve hatırına gelemeyecek olan şeyler gördüm.
«Bundan sonra Sidretü'l-Münteha'ya kadar çıktık. Sidre'den yükselince
Cebrail durakladı ve 'Ya Muhammed, yemin ederim ki, ben buradan bir karış
ileriye geçersem yanarım. Benim buradan ileriye geçmeye takatim yoktur'
dedi.»
Resulü Ekrem, lâhut âleminin bu en yüksek yerinde REFREF denilen bir
vasıtayla Allah'ın dilediği yere geldi.
Bir
rivayette, Peygamberimiz şöyle buyururlar:
«Sidre'den sonra öyle bir yere yükseldim ki, kaza ve kaderi yazan kalemlerin
çıkardıkları sesleri duydum. Arş'ın altına geldiğimde, Arş'ın üstüne baktım;
ne zaman var, ne mekân. Rabbimin şu lâhutî sesini işittim;
«Yaklaş ey Muhammed! Ben de yaklaştım. Rabbimin ilhamı ile şunları okudum: 'Ettahiyyatü
lillahi, vessalevatü, veddayyibatü' (En güzel tahiyye Allah'a mahsustur.
Bedenî ve malî ibadetler de O'na lâyık ve mahsustur.)
Bunun üzerine Allah (C.C.) şu mukabelede bulundu: «Es-selâmü aleyke eyyühen-nebiyyü
ve rahmetullahi ve berekâtühü.' (Ey nebî, selâm sana olsun. Allah'ın rahmeti
ve bereketi de sana olsun.)
Ben
tekrar; 'Esselâmü aleynâ ve ala ibadillahissalihıne. Eşhedü-ellâ ilahe
illallah ve eşhedü enne muhammeden abdühü ve ressülüh.' (Selâm bizim ve
Allah'ın salih kullarının üzerine olsun. Ben
şehadet ederim ki, Allah birdir. Ondan başka ilâh yoktur. Yine şehadet
ederim ki, Muhammed, Allah'ın kulu ve elçisidir.) dedim.»
Resulüllah Efendimiz,
Rabbinden bir çok vahiyler alarak, aynı yollardan geri döndü.
Hz. Musa'nın yanına gelince; Hz. Musa, «Allah sana neler emretti?» diye
sordu. Peygamberimiz de, namazla emrolunduğunu söyledi.
Beş vakit namaz, Miraç esnasında farz kılınmıştır.
Dolayısıyla namaz, mü’minlerin Miracıdır. Yüce Allah Kur’an’da namazla
ilgili olarak; “Namazı kıl! Muhakkak ki namaz, (insanları) fenalıklardan ve
kötülüklerden alıkoyar” buyurmuştur.
Namaz
beş vakit olmakla birlikte elli vakit olduğu ifade edilir. Bu, "yapılan her
hayrın Allah indinde en az on misliyle kabul edileceği"ni tebşir eden âyet-i
kerîmeye uygun bir ihbardır:
مَنْ جَاءَ بِالْحَسَنَةِ فَلَهُ عَشْرُ اَمْثَالِهَا
"Kim bir hayır
işlerse işte ona bunun on katı var"
Şu halde Resûlullah'a
Mî'rac'ta farz edilen beş vakit namaz, mü'minin defter-i ameline on misliyle
yani elli vakit olarak yazılmaktadır. Rabbimiz, namazın ehemmiyetini
gereğince takdir etmemiz için elli vakit olarak farzetmiş, lütfunun,
kereminin vüs'atini ifade için de beş vakte indirerek elli vakit olarak
değerlendirmeye tabi tutmuştur.
PEYGAMBERİMİZE
Mİ'RAÇDA VERİLEN İHSANLAR
Mi'raçta Resulüllaha üç şey verildi:
a. Her gün, elli vakit sevabına denk, beş vakit namaz.
b. Bakara Sûresinin son âyetleri.
c. Ümmetinden, hiç bir şeyi Allah'a eş koşmayanlara cennet.
Bunlardan başka mi'raç
hadisesini anlatan El-İsra Süresiyle itikad, ahlâk, iktisad gibi cemiyet
nizamının belkemiği olan, milletleri huzur içinde yaşatıp, zillet ve
buhrandan kurtaran şu esaslar vahiy ve tebliğ edilmiştir:
1 — «Allah ile beraber diğer bir İlah edinme. Sonra kınanmış ve kendi
başına bırakılmış olursun.»
2 — «Rabbin kendinden başkasına kulluk etmeyin, ana-babaya iyi muamele
edin, diye hükmetti.»
3 — «Hısıma, yoksula, yolda kalmışa hakkını ver.»
4 — «İsraf ile saçıp savurma! Çünkü, saçıp savuranlar, şeytanların
biraderi olmuşlardır. Elini boynuna bağlı olarak asma! Onu büsbütün de açıp
saçma! Sonra kınanmış, pişman bir halde oturup kalırsın »
5 — «Evlâtlarımızı, fakirlik korkusuyla öldürmeyin. Onları da, sizi de,
biz rızıklandırırız. Hakikat onları öldürmek büyük bir suçtur.»
6 — «Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, şüphesiz bir hayasızlıktır, kütü bir
yoldur.»
7 — «Allah'ın haram kıldığı cana, haklı bir sebep olmadıkça kıymayın.»
8 — «Yetimin, erginlik çağma erişinceye kadar, malına yaklaşmayın..»
9 — «Ölçtüğünüz vakit de, ölçeği tam yapın. Bu, hem daha hayırlıdır.
Akıbeti itibariyle de daha güzeldir.»
10 — «Senin için hakkında bilgi hasıl olmayan şeyin ardına düşme. Çünkü
kulak, göz, kalp; bunların her biri bundan mesuldür.»
11 — «Yerde kibir ve azametle yürüme. Çünkü arzı cidden yaramazsın, boyca
da asla dağlara eremezsin.»
Bu gece büyük buluşmanın yıl dönümü olması bakımından
önemlidir ama Allah benzeri buluşma imkanlarını biz Ümmet-i Muhammed’e hem
de günde beş defa lütfetmiştir.
O halde bu nimetin kadrini bilelim. Bu gece vesilesi ile, her
zamankinden farklı olarak daha çok dua yapabilir, tevbe-i istiğfar
yapabilir,kaza namazı kılabiliriz. Gündüzünü de yani yarını oruçlu
geçirebiliriz.
Yüce Rabbimiz, bu ve
benzeri gecelerde lütfedilen rahmet ve bereketten ziyadesiyle yararlanmayı
bizlere nasip eylesin. Yüce Rabbimiz, bu gecelerin hürmetine dualarımızı
kabul eylesin, kusurlarımızı mağfiret eylesin.Ahirete göçenlerimize rahmet
eylesin.
Bu duygu ve temennilerle;Miraç kandilinin,
hepimiz için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak’dan niyaz ederim.Mevla
feyzinden,bereketinden en güzel bir şekilde istifade edebilmeyi nasip
eyleyip tekrarına kısmet eylesin.
Amin….Velhamdülillahi
Rabbil Alemin……..
|