Mithat GÜDÜ

mithat_gudu@hotmail.com

ANMAKTAN ANLAMAYA
(Mevlid Kandili)

Değerli Ziyaretçilerimiz!

14.02.2010 Pazartesi günü akşamı İnşaallah, doğumu âlemlere nur, huzur ve sürür getiren Peygamberimiz Hazret-i Muhammed (s.a.v)'in Mevlid Kandili'ni idrak edeceğiz.

Mevlid, Resûlullah Efendimizin doğum günü ve dünyaya geldiği tarih demektir. Bu mübarek geceye "Mevlid Kandili" denir. Milâdî takvime göre ise bu, Nisan ayının yirmisine rastlamaktadır.

O dünyaya gelmezden önce zulüm ve her çeşit dalâlet hüküm sürmekteydi. En şerefli varlık olması gereken insan, ahlâksızlığın envai çeşidini  işlemekteydi.

Şair Mehmet Akif o günleri bir şiirinde şöyle tasvir ediyor:

“Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta, Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi.”

Bu feci durumda kıvranan insanlık âlemi, imdadına koşacak kurtarıcıyı beklemekteydi. Allah'ın lütfü, beşeriyete bir defa daha erişmiş, insanlığın çilesi dolmuş ve Muhammed (s.a.v)'in doğumu gerçekleşmişti.

Yüce Allah:

وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا رَحْمَةً لِّلْعَالَمِينَ

"Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik."(Enbiyâ, 107) Buyurarak, sevgili peygamberimizi, sevgi, şefkat ve rahmet peygamberi olarak gönderdiğini ifade ederek O’nu dünyaya takdim etti.

Bir fazilet güneşi ve hidâyet meşalesi olan sevgili peygamberimizin gönderilişi, Yüce Allahın bütün insanlara en büyük nimetlerinden birisidir.

Bu gece, Müslümanlar arasında yüzyıllardan beri büyük bir coşku ile kutlanmakta, sevgili Peygamberimiz derin bir saygı ile anılmaktadır.
 
Peygamberimizin doğum yıldönümlerinde okunan mevlidleri saygı ile dinlemek, O'nun mübarek ruhuna salât ve selâm okumak hiç şüphesiz büyük milletimizin Sevgili Peygamberimize olan engin sevgi ve bağlılığının bir ifadesidir. Bununla beraber,
O'nun ahlâk ve fazilet dolu hayatını öğrenmek ve kendimize örnek almak başta gelen görevlerimizdendir. Asıl o zaman O'nun sevgisini ve hoşnutluğunu kazanmış oluruz.

 
O âlemlerin Rabbinden, "Alemlere rahmet olarak gönderildi." Asırlara sığmayacak inkılapları birkaç sene içerisinde gerçekleştirdi. İnsanlar O'nun tek emriyle, kökü yüzlerce yıl derinde olan alışkanlıklarını bıraktı.

İnsanlığın her zaman ve mekânda Hz. Peygamber'in tebliğ ettiği ilâhî mesaja ve bu mesajın hayata geçirilmiş şekli olan onun sünnetine ihtiyacı vardır.  O'nu örnek almak, Kur'an'a uymaktır. Çünkü Hz. Aişe (r.a.)'nın ifadesiyle: "O'nun ahlâkı Kur'an'dı."(Müslim, Misâfirîn, 139).

Kur'an-ı Kerim, Peygamberimiz Hz. Muhammed'in inananlar için en güzel örnek olduğunu bildirmekte ve bu hususta şöyle buyrulmaktadır:

 لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِّمَن كَانَيَرْجُو اللَّهَ وَالْيَوْمَ الْآخِرَ وَذَكَرَ اللَّهَ كَثِيراً

"Andolsun, Allah'ın resulünde sizin için, Allah'a ve âhiret gününe kavuşmayı umanlar için ve Allah'ı çok ananlar için güzel bir örnek vardır." (Ahzâb, 21)

Bütün insanlık âlemine bir hidayet tarihi açan ve âlemlere halis ilâhî rahmet olan böyle yüksek şanlı bir Peygamber'in ümmeti olmakla şereflenmiş bulunan biz müminlere ne mutlu! 

Bu geceyi vesile bilerek, O'na ümmet olmanın şuuruna erebilmek, Bu gecenin manevî zenginliğinden istifade edebilmek için kaza namazları kılalım, Kur’an okuyalım, salatü selamlar getirelim, tüm insanlığın hidayeti için, ülkemizin dirlik ve düzeni, milletimizin birlik ve beraberliği için dualar edelim.

Unutmayalım ki;
Alemlere rahmet olarak gönderilen muazzez Peygamberimizin, doğumunu anarken, yalnız mevlid okumak, ilâhîler söylemek yeterli değildir.
Mevlid kandili kuru bir kutlama değil, “Mevlid Kandil'i; Anmaktan anlamaya” bir anlam kazanmak ve amacına uygun davranışlar kazandırmak zorundadır. Bunun için “Mevlid Kandil'i nelerin başlangıcı olmuş ve nelerin gelişmesine vesile olmuştur?” ona bakmamız lazımdır.

Doğumunu kutladığımız Peygamber (sa.av)’in aslında neleri değiştirmek için geldiği ve nelerle mücadele ettiği bilinmeyip, o doğrultuda gayret gösterilmedikten sonra, sadece kandilleri tebrik etmenin İslami açıdan çok da anlamı yoktur. Zaten Peygamberimiz de kendi hayatı boyunca kendi doğumunu kandil olarak kutlamamıştır. Sonradan Müslümanlar belki bazı şeylerin hatırlanmasına vesile olur diye kutlamaya başlamışlar.

İslam'ı din ve Hz Muhammed (sa.av)’i peygamber olarak kabul eden herkes kendisini Kur’an'ın ve peygamberin ekseninde kontrol etmeli ve dinde ne kadar samimi olduğunu ya da nerelerde hatalarının olduğunu düşünüp özeleştiri yapmalıdır.

Bilmeliyiz ve unutmamalıyız ki; Kur’an'ın da, peygamberimizin de gönderilişinin yegane sebebi biz insanların dünya ve ahiret saadetini elde etmemiz amacına yöneliktir.

Kur’an da Allah (c.c): "Peygamber sizlere neleri yapmanızı emrettiyse onları alın (uygulayın), nelerden de sakındırdı ise onlardan da sakının" buyurmaktadır...

İslam Güzel Ahlaktır. Ahlakı güzel olmayanın dini güzel olamaz....

Yüce Allah'ın sevgisine, hoşnutluğuna ve bağışlamasına ermenin yegâne yolu, Peygamberimizin yolundan gitmektir...

 قُلْ إِن كُنتُمْ تُحِبُّونَ اللّهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللّهُوَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

"De ki: Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın..." (Âl-i İmrân, 31)

Hz. Ali’ye Rasûlullah’a olan sevginiz nasıldı? diye sorulduğunda O: “Rasûlullah’ı susuz bir insanın suya hasreti gibi severdik” buyurmuştur. Ashabın, Hz. Peygamber sevgisini şu örnek çok güzel yansıtmaktadır. Ensardan bir kadına; babası, kardeşi ve kocasının savaşta şehit düştükleri haber verilince, O, hemen Rasûlullah’ı sormuş, sağlık haberini alıp, O’nu görünce, “Seni sağ olarak gördükten sonra, her musibet bana hafif gelir” diyerek sevincini ifade etmiştir.

Peygamberimiz ile ümmeti arasında sevgi odaklı bir ilişki vardır. O ümmeti, ümmeti de Onu dünyevi olan her şeyden daha çok sever.
 

Anadolu insanı Hz. Muhammed (s.a.s.)’e olan sevgisinden ve bağlılığından dolayı çocuklarına onu hatırlatacak isimler vermektedir. Erkek çocuklarına Mehmet, Ahmet ve Mustafa gibi isimleri tercih etmişlerdir. Bilindiği gibi, gül motifi Hz. Peygamber (s.a.s.)'in bir simgesi olarak kabul edilmektedir.

 

Anadolu'da kız çocuklarına Gül, Güldane, Gülser, Gülseren veya Güllü gibi isimler verilmesinin sebebi de peygamber sevgisidir.

 

Milletin ordusuna, adeta Hz. Muhammed (s.a.s.) gözüyle bakılmasından dolayı “Küçük ve sevimli Muhammed” manasına gelen “Mehmetçik” ismi verilmiştir. O’nun mensup olduğu askerlik mesleği ile icra ettiği görev ve hizmetinin önemini vurgulamak için de, “Peygamber Ocağı” denmiştir.

 

“Muhabbetten Muhammed oldu hasıl Muhammedsiz muhabbetten ne hasıl?” beyit'i, Hz. Peygamber (s.a.s.)’in sevgisini zirveye taşıyarak onun muhabbetten yaratıldığını ve kaynağını ondan almayan bir sevginin değeri olmadığını çok veciz bir şekilde açıklamaktadır.

 

Enes (r.a)’den şöyle dediği rivayet olunmuştur: Bir bedevi Resûlullah (s.a.s)’e:
 

– Kıyamet ne zaman kopacak? diye sordu. Efendimiz:
 

– “Kıyamet için ne hazırladın?” buyurdu.
 

__Allah ve Resulünün sevgisini, dedi.


__Bunun üzerine Hz. Peygamber:


“O halde sen, sevdiğin ile berabersin” buyurdu.


Cenab-ı Hakk,cümlemizi O’na layık ümmet olabilmek derdiyle dertlenen, O’nun sevgisine nail olan, şefaatine mazhar olan kullarından eylesin…

Tüm değerli okuyucularımızın kandillerini tebrik eder, mevlid kandilinin gayesine uygun algılanarak hayata aktarılmasını ve hayırlara vesile olmasını niyaz ediyorum….

Mithat GÜDÜ
Merkez Körez Mahallesi Camii İmam-Hatibi
Vakfıkebir/TRABZON
mithat_gudu@hotmail.com