
Mithat GÜDÜ
Türkelli Beld.Merk.Camii
İmam-Hatibi
Beşikdüzü/Trabzon
mithat_gudu@hotmail.com
|
BERAT GECESİNİN FAZİLETİ: Allah’ın Rahmeti Yağan Yağmur Gibidir; Ancak Bu Rahmet Yağmurundan Taşlar İstifade Edemez. Değerli Kardeşlerim! Allah’ü Teâlâ’nın rahmet ve mağfiretinin bol bol tecelli ettiği mübarek geceleri teker teker idrak ediyoruz. Bu gece de inşaallah Berat kandili gecesini ihya etmeye çalışacağız. İşledikleri hata, kusur ve günahlarını itiraf edip Cenâb-ı Hakka tevbe ve istiğfarda bulunan müslümanların ilahi rahmete nail olup affedilecekleri umulduğu için bu geceye “Berat Kandili” (Kurtuluş Gecesi) denilmiştir. Bu gece; inandığımız, güvendiğimiz, yoluna baş koyduğumuz Allah’ımızın af ve mağfiret ilanıdır. Peygamber Efendimiz(sav) bir hadislerinde: “Şaban ayının yarı gecesi (Berat gecesi) oldu mu onu ibadetle geçirin. Gündüzünü de oruç tutun. Zira Allah Teâlâ, bu gece güneşin batışından itibaren dünya semasına rahmetle tecelli eder ve şöyle buyurur: - Yok mu af dileyen, onu affedeyim. - Yok mu rızık isteyen ona rızık vereyim. - Yok mu bir derde müptela olan ona afiyet vereyim. - Yok mu şunu isteyen, yok mu bunu isteyen diyerek sabaha kadar devam eder.” Görülüyor ki, Berat gecesi, dua ve isteklerin kabul edildiği, günahların bağışlandığı çok mübarek bir gecedir. Cenâb-ı Hakk; kullarının ibadetlerini kat kat mükâfatlandırmak, dua ve isteklerini kabul etmek, günahlarının bağışlanmasına imkan ve fırsat vermek üzere bazı zamanları daha faziletli kılmıştır. Kur-an-ı kerim’de: وَتُوبُوا إِلَىاللَّهِ جَمِيعًا أَيُّهَا الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ “ Ey mü’minler, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz!.” buyurmaktadır. (Nur, 31-sh:352 Kulu olmakla şeref duyduğumuz Allah'ımız, bu gecelerin hürmetine, günahlarımızı af edeceğini müjdelemektedir. Şunu unutmamak gerekir ki, her insan hata yapar. Hata yapanların en hayırlısı da, tövbe edendir. Tövbe eden ve iyi iş yapanların kötülükleri iyiliklere çevrilecektir. Onun için Değerli kardeşlerim! Günahlarımızı kıyamet gününe bırakmayalım. Tövbe ile kendimizi temizleyip Allah'u Zülcelal'in karşısına temiz olarak çıkalım. Berat gecesinden geçip Ramazan’ı tamamlayan kimsenin hala tövbe-istiğfar edip de kendisini affettirmeyişi anlaşılacak şey değildir” diyor alimlerimiz. Buna rağmen Berat gecesinin af ve bağışından mahrum kalıp istifade edemeyen bazı günahkarlar da vardır. Hadis-i şerifte bu günahların sahipleri sıralanmış. Bakalım hangi günahlar insanın manevi hayatını mahvediyor, ahiret saadetine engellemede bulunuyor. Sahibinin felaketine sebep oluyor. 1. Allah’a şirk koşan umumi aftan mahrum kalır. Halbuki Allah (c.c) birdir, ortağa, yardımcıya asla ihtiyacı söz konusu değildir. 2. Anasına, babasına isyan eden, itaatten çıkan, hizmetlerini görmeyip, haklarını eda etmeyen evlat. 3. İçkide ısrar eden, vazgeçmeyi, düşünmeyen, bu konuda tövbe, istiğfarı aklına getirmeyen adam. 4.Din kardeşine haksız yere kindarlık eden, haksız olduğu halde ona düşmanlığını sürdürmek isteyen insan. 5. Akrabasıyla alakasını kesen, imkanı olduğu halde onların ihtiyacını görmezlikten gelip sıla-i rahmi terk eden kimse de ilahi aftan mahrum kalanlardan. 6. Gurur ve kibir sahipleri: Sadece kendini beğenenler, kibirlenip büyüklük taslayanlar, hayat ve ihtişamlarına mağrur olanlar. Mübarek geceleri ve günleri ihya etmek İmanımızın kemaline, dünya ve ahiret saadetine vesiledir.
Berat gecesinin kutsiyetiyle yepyeni bir güne,
taze bir hayata başlayabiliriz.
Kandiller; her an günah lekeleriyle kirlenen dudaklarımızı duaya, gönüllerimizi dergaha yöneltmek için verilmiş olan büyük bir fırsattır. İnsanların hayat defterine hayırların kaydedilmesine, hataların affedilmesine, sevapların verilmesine vesile teşkil eden bir nimettir. Yalvaran elleri boş çevirmeyen Allah’ın kuluyuz. O’nun huzurundaki duygularımızla hareket edelim. Gidişatımıza bir yön verelim. Yaratılış gayemiz olan ibadetlerimizi ihmal etmeyelim.
Toplum ilişkilerimize de önem verelim. Büyük mahkemeye kul hakkı ile düşmeyelim. Herkesi sevelim. Fikirlere hürmet edelim.
Kimseden korkmamak için, kimseyi korkutmayalım. İncinmemek için kimseyi incitmeyelim. Gönüllere taht kuralım. Berat gecesinde Beratımızı almaya çalışalım.
Ayrıca bol bol düşünerek Kur’an okuyalım, kaza namazı kılalım, kendimiz için, ailemiz için, milletimiz için ve bütün insanlık için ellerimizi Yüce Rabbimize açıp dualar edelim.
Bu gecede, tövbe ve niyazlarımızla kurtulacağımız her türlü kötü davranışlarımızı bir kenara bırakalım ve geleceğimizi de hiçbir kötü davranışın gölgelemesine müsaade etmeyelim. Mübarek gün ve geceler bizlere bir şeyler kazandırmalı, o gecenin hürmetine yeni fikri ve imani inkişaflar elde etmeliyiz. Şayet, Kutsi gün ve geceleri yaşıyor, mukaddes zamanın içinden sıyrılıp geçiyor, yeni bir mefhum ve azme sahip olamıyorsak,bu zamanı değerlendiremediğimizin, gereği kadar ihya edemediğimizin delilidir. Geceye girişinizle çıkışınız bir olmuşsa, yani ondan evvelki halinizle, sonraki haliniz aynı ise; çok değerli bir zamanı harcamış, yeni bir ilham elde edemeden kaçırmışsınız demektir. Eskiler geceyi, (ihya) diye isimlendirirlerdi. “İhya” kelimesinin manası diriltmek, canlandırmaktır. Demek ki böyle gecelerden istifade edemeyen, yeni bir fikir ve mana alamayanlar geceyi ihya edememişler, belki de öldürmüşlerdir. Gecenin ihyasının nasıl olacağını soranlar, iç alemlerine dalmalı, tefekkür etmeli, geçen günlerini hayalinde canlandırıp, mukayeseler yapmalıdır. Kimler vardı bu alemde? Şimdi kimler kalıyor bu dünyada? Yarın bizlerde ruhlar alemine geçmişlerimiz arasına karışacağız, bizden sonra gelenler bizleri ancak hizmetlerimizle, hatıralarımızla hatırlayacaklardır. Öyle ise, baki kalan, şu kubbede, bir hoş seda’dan başka nedir? Yolların toz savurduğu gibi hayatı, savurup gitmeyelim!... Geride eserler, hizmetler kalsın. Vasıtamızla eserlerimiz yaşasın bu alemde. Kandil gecesinde düşünmeliyiz: Var mı imana, İslam’a hizmetimiz? Tutuyor muyuz Kutsi hizmetlerin ucundan bucağından? Yoksa sadece nefsimizi düşünüyoruz? Şunu unutmamalıyız ki, insan hayata birkaç defa gelmez. Bu hayat, bu imtihan meydanına geliş tek defadır ve geri dönüşü de yoktur. Ne kazanacaksak bu gelişte, ne elde edeceksek şu andır. Muhterem Kardeşlerim! Şimdi bizlere düşen, bu gecede nefsimizin ve hayatımızın muhasebesini yapmaktır. Hayatımızın hesabını yaparak kârımızın ve zararımızın bilançosunu çıkarmaktır. Hangimizin elinde bir sene daha yaşayacağımıza dair bir garanti vardır? Ölümü akıllarından bile geçirmeyen milyonlarca kişi, bu geçen bir sene içinde dünya denilen yerden ahirete intikal etti. Bizler de biliyoruz ki, ömür sermayemiz her geçen gün bitmekte,buna karşılık günah yükümüz artmaktadır. İşte her gün artan günah yükünden kurtulmak için Allah’ın bizlere bahşettiği Berat gecesinin lütfünden istifade edelim. Hayatımızın muhasebesini yapalım. Allah’ın açık olan tövbe kapısına iltica edelim. İdrak ettiğimiz bu gece Allahü Teâlâ’nın rahmetinin bol bol tecelli ettiği bir gecedir. Ancak böyle gecelerden kimlerin nasibini alacağı önemlidir. O halde Mü’minler! Geliniz hep beraber, mukadderatımızın tayin olduğu, amellerimizin Rabbimize arz olunduğu şu mübarek gecede nefsimizin ve hayatımızın muhasebesini yapalım. Alim isek ilmimizin, zengin isek milyarlarımızın, fakir isek sabrımızın, hayırsever isek yardımlarımızın Allah (c.c.) yanındaki değeri ve değmezi nedir ve ne değildir diye geliniz uzun uzun düşünelim, tefekkür edelim. İslamiyet dünya ve ahiretimizi cennet etmek için gönderilmiş bir dindir. Dünyasını cennet edememiş bir mü’min, İslam’ı anlamamıştır. Allah’ın rahmeti yağan yağmur gibidir, ancak bu rahmet yağmurundan taşlar istifade edemez. Cenab-ı Hakk cümlemize, bu manaların tefekkürü içinde yaşayıp kararlar vereceğimiz günler ve geceler nasip eylesin. İmana, İslam’a hizmetle Kutsileşen ömürler ihsan eylesin. Bu mübarek gecede Allah’a kul olmada üstün gayretler göstereceğinize inanıyor ve beratımızı bu gecede alanlardan olmamızı Cenâb-ı Allah’tan niyaz ediyorum. Bütün mü’minlerin ve özellikle de siz ziyaretçilerimizin mübarek Berat gecesini tebrik ediyor,tüm İslam aleminin hidayet ve mağfiretine vesilesi olmasını diliyorum.
Amin….Velhamdülillahi Rabbil Alemin…….. 05.08.2009/Çarşamba
Mithat Güdü |