Ana Sayfaya Dön

Diyanet'ten Yardım Kampanyası: 09.01.2009 Cuma Namazından sonra Start Aldı


Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı, Gazze halkı için yardım kampanyası başlatıyor.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, Türkiye Diyanet Vakfı ve Diyanet İşleri Başkanlığı olarak Gazze'de zarar gören Müslümanlar için yardım kampanyası  başlattıklarını duyurarak, bu hafta cuma namazı sonrasında tüm camilerde yardım toplanacağını bildirdi.

Diyanet İşleri Başkanlığı 81 il müftülüğüne gönderdiği genelge ile kampanyayı duyurarak, camilerde başlatılmasını istedi.

Genelgeye göre, 16 Ocak Cuma gününe kadar devam edecek kampanyaya aktif katılım sağlanması için hutbe ve vaaz okutulacak. Kampanya için oluşturulan hesap numaraları camilerde uygun görülen yerlere asılacak.

Cuma namazı çıkışında, cemaatden üçer kişilik komisyonlar oluşturularak para toplanacak. Yardımlar, her ne amaçla olursa olsun başka bir hizmet için kullanılmayacak ve kesinti yapılamayacak.

Kampanya katılmak isteyenler, yardım parasını Türkiye Diyanet Vakfı'nın, "Vakıflar Bankası Meşrutiyet Şubesi 2035392 (TL)(ANKARA)" ve "Ziraat Bankası Mithatpaşa Şubesi 7967366-5002 (TL)(ANKARA)" hesaplarına yatıracak.

-SADECE YARDIM BİLE MAHCUP EDİYOR-

Gazze'de tüm insanlığın gözleri önünde "büyük bir insanlık trajedisi ve katliam" yaşandığına işaret eden Bardakoğlu, büyük devletlerin bu olaylara sessiz kalmasını eleştirirken, "Bu katliam ve trajedi karşısında sadece yardım yapıyor ve yaraları sarıyor olmak bile bizi mahcup ediyor" diye konuştu.

Bardakoğlu, "asıl yapılması gerekenin, kirli güç gösterisini sona erdirmek olduğunu" vurguladı.

Bu aşamada, Gazze halkına ilaç ve gıda gibi insani yardım malzemesi göndererek, insanlık borcunun bir kısmını yerine getirmeyi istediklerini ifade eden Bardakoğlu, "Başkanlık olarak hangi olumlu katkıyı sağlayabilirsek onu yapmayı bir insani borç olarak görüyoruz" dedi.

Haber Kaynak:www.diyanethaber.com

        DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞININ BASIN AÇIKLAMASI:

İnsanlık olarak son yüzyılda dünyada meydana gelen olaylara ibretle eğildiğimizde, sorumsuzca davranan yetkililerin, çatışma yanlısı odakların, kendi çıkarları uğruna ötekinin hayatını hiçe sayan ve dünyayı kan gölüne çevirmekten çekinmeyen ihtiras sahiplerinin ürettiği şiddet ve savaşların, karşı şiddetleri nasıl beslediğini, kalplerde kin ve nefreti nasıl derinleştirdiğini ve bütün dünyayı müteselsil bir savaş, şiddet ve kaos ortamına nasıl sürüklediğini üzülerek görmekteyiz. Özellikle son yüzyılda, gelişmiş ülkeler açısından stratejik önem taşıyan Ortadoğu ve İslam dünyasında, müdahalelerin, işgallerin, şiddetin, hak ihlallerinin bu coğrafyanın ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal diğer faktörleriyle birleştiğinde insanlarında kin, nefret, intikam ve düşmanlık duygularını nasıl kökleştirdiğini ve toplumsal hayat ve sağduyuyu nasıl altüst ettiğini bütün dünya kamuoyu görmektedir.

Gazze’ye yapılan, aralarında yaşlı, hasta, çocuk ve kadınların da bulunduğu yüzlerce insanın ölümüne, yaralanmasına, ev ve işyerinin yerle bir olmasına sebep olan bu çirkin saldırı, hangi din ve inançtan olursa olsun, sağduyu ve vicdan sahibi herkese insanlık adına ağır bir mahcubiyet yaşatmıştır.

Herkesin gözü önünde cereyan eden ve amacı da herkesçe bilinen bu olayların “din ve medeniyet çatışması” olarak sunulmasını, bir tespit veya öngörü olarak değil, barışı katleden gerçek failleri göz ardı ettirmeyi ve çatışmayı daha geniş bir zemine yaymayı hedef alan stratejik bir eylem planı olarak değerlendirmek gerekir.

Tekrar vurgulamak gerekir ki, bunu bir din ve medeniyet savaşı olarak, hatta savaş olarak nitelemek gerçeği görmemek olur. Bu ve benzeri olaylar, bütün dinlerin gayrı ahlaki olarak kabul ettiği kirli bir güç gösterisidir. Tarihte iktidarını güç gösterisi ve ayrımcılık olarak sergileyenlerden çok çekmiş olan bir ulusun, tarihin değişik dönemlerinde zulme, şiddete ve ayrımcılığa maruz kalanların bugün eline güç geçirdiğinde veya güç odaklarının desteğini aldığında benzeri acıları başkalarına yaşatıyor olmasını

bütün dünya ibretle izlemektedir. Bu son gelişme, aynı zamanda yıllardır barış için sarf edilen çok yönlü çabalara indirilmiş ciddi bir darbe olup, bütün bölgenin istikrarsızlığını perçinlemekten, toplumlara, nesiller boyu sürecek kin, öfke, nefret ve şiddet yüklemekten başka bir işe yaramayacaktır.

Bize emanet olarak verilmiş bir dünyayı fesat ve tuğyanla, isyan ve zorbalıkla yaşanılamaz hale getirmek sadece insanlığa karşı suç değil, ilahi vahiyden ve rahmet elçisi bütün peygamberlerden de nasipsizliktir. Kimden gelirse gelsin her türlü haksızlığa karşı çıkmak, dini, dili, ırkı ve cinsiyeti ne olursa olsun mazlumun yanında olmak, semavi dinlerin ve kutsal kitapların ortak çağrısıdır. Bunun için de, bugün bütün dini kurum ve liderlerin bir sınavla karşı karşıya olduğunu, bu trajik gelişmeleri kınamalarının yeterli olmayacağını, şiddet, zulüm ve fesadın önlenmesi, huzur ve barışın tesisi için hem kendi ülkelerinde hem de dünya kamuoyuna yönelik olarak seslerini yükseltmelerinin ve insani duyarlılığı geliştirmelerinin sadece dini değil insani ve ahlaki bir vazife haline de geldiğini ifade etmek isteriz.   

Filistin’de yaşanan insanlık dramına seyirci kalmayıp sorumluları teşhis etmek, kınamak, hasta ve yaralılara yardım elini uzatmak insani bir ödevdir. Ancak, kayda değer bir ekonomik güce ve uluslararası etkinliğe sahip İslam ülkeleri de dahil, dünya uluslarının ve sorumlu devlet adamlarının asıl görevi, savaşı, şiddeti ve orantısız güç kullanımını önlemek, bunu önleyecek uluslar arası mekanizmaları çalıştırmak olmalıdır.

Masum sivillerin ölümüne yol açan, semavi dinlerin ortak öğretisine, insanlık değerlerine, uluslararası hukuka ve sivillerin hedef alınmasını suç sayan bütün anlaşmalara aykırı olan bu tür saldırıların ve şiddetin bir an evvel sona erdirilmesini, hür ve medeni dünyanın bu vahim gelişmeler karşısında tavır almasını bekliyor, insani yardımların etkin biçimde bölgeye ulaştırılması konusunda geç kalınmamasını diliyoruz.  

                                                          D U A M I Z

Ey her şeye  gücü yeten Allah’ım! Sen istesen dünyayı kasıp kavuran zulüm ateşini kendi elinle söndürebilirsin. Bu zulüm ateşini yakanları yerle bir eder ve o ateşin içinde yakıp kül edersin. Ama senin ilahi kanunun öyle cereyan etmiyor. Çünkü sen Yüce Kitab’ında buyuruyorsun ki: “Onlarla muharebe edin ki, Allah, sizin ellerinizle onları cezalandırsın. Ve rezil etsin. Yardımıyla sizi üzerlerine muzaffer kılsın. Ve mü’min bir kavmin yüreklerini ferahlandırsın.”(9/14) Ya Rabbi! Bu ayet gereği yapılan bu zulmü elimizle durdurabilmek için ne imkanımız varsa onu kullanmayı nasib eyle!

Ya Rabbi! Müslümanların yeryüzünde insanca ve özgürce yaşamaları için gösterdikleri direnişleri ‘terör’ olarak yaftalayan ve  İslam coğrafyasını da ‘şiddet ve terör bataklığı’ olarak sunan, ama kendilerinin yaptıkları zulüm ve vahşeti yeryüzünü ıslah etmek ve demokrasiyi getirmek şeklinde yorumlayan malum milletlere(Amerika ve onun işbirlikçilerine) en kısa zamanda gereken cezayı ver ya Rabbi!

Ya Rabbi! Senin istediğin şekilde İslam Alemi birlik ve beraberliği gösteremediğinden benlik havasına girdiler. Koltuklarını, konforlarını ve rahatlıklarını kaybetmemek için birbirlerine sahip çıkmadılar. Dolayısıyla bölündük, parçalandık ve kendimize zulmettik. Bunu fırsat bilen düşmanda bize zulmediyor. Ya Rabbi ne olur şuanda zulüm ve vahşet altında inim inim inleyen İslam Alemi’ni bu zalimlerin elinden kurtar! Özellikle Irak’ta ve Filistin’de inleyen masum yavruların, günahsız bebelerin iniltilerini dindir ya Rabbi! İsrail ve ona destek olan ülkelerin planlarını boşa çıkar ve yaptıkları zulümlerin aynısıyla onlara mukabele et ya Rabbi!

Ya Rabbi! Gaflet içinde kaldık. Günahkar olduk. Kur’an’nın ve sünnetin uyarılarıyla uyanacağımız yerde düşmanın saldırılarıyla uyanmak zorunda  kaldık. Ya Rabbi! Bizlere yeniden güç ve kuvvet vererek insanlığa kan kusturan bu kudurmuş zalimlere haddini bildir! Özellikle de Müslümanların başında yönetme durumunda olan insanların da hassasiyetlerini ve duyarlılıklarını daha da geliştirerek bu işi çözecek dirayet ve cesaret nasib eyle!

Ya Rabbi! Bütün bunlar olurken, gündelik hayatında, duygu ve düşüncelerinde hiçbir kıpırdama ve değişiklik görülmeyen ve bütün bunlar hiç olmamış gibi hayatını sürdürmeye devam eden duyarsız Müslümanlardan asla bizi eyleme ya Rabbi!

Bütün insanlığı felakete sürüklemekte olan modern Firavun’lara karşı her birimizi çağdaş birer Musa eyle ya Rabbi!

Ya Rabbi! Yeryüzündeki her türlü şer odaklarına ve insanlığa her çeşit işkenceyi ve zulmü reva gören bu insan kılıklı canavarlara karşı elle karşı koymayı veya dille tepki koymayı oda olmazsa kalben dahi olsa onları kınayacak kadar bilinç düzeyi bizlere nasib eyle!

                                                                                      Ali ÇELİK(İmam-Hatip/Rize)

 

www.mithatgudu.com  İzinsiz yada kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

Ana Sayfaya Dön