OĞUZ BELEDİYESİ HAKKINDA
Türkeli Beldesi nüfusunun belediye olmaya yetmediği gerekçesiyle belediye statüsünün kaybolacağı ve bu nedenle Resullü, Aruz ve Kızılçukur köyleriyle işbirliği arandığı haberlerini ben de yakından izledim. Bu gelişmelerle ilgili düşüncelerimi aşağıda sizlerle paylaşmak istiyorum:
1. Memleketimiz olan bölge yüzyıllardan beri “Oğuz” diye bilinmekte, hatta 15. yüzyıla ait kayıtlarda köyün adı “Karye i Oğuz”, yani “Oğuz Köyü” diye geçmektedir. Bölgeye bu adın verilmesinin nedeni soyumuzun 11. yüzyılda Anadolu’ya yayılan Oğuz boylarına dayanmasıdır.
2. Soyağacımızla ilgili tutulan kayıtlarda Resullü, Aruz ve Kızılçukur köylerinde yaşayanlarla dedelerimizin aynı olduğu belgelenmektedir. Resullü köyünün kuruluşu 1558 yılında görülen bir davanın tutanakları nedeniyle ayrıntısıyla bilinmektedir. Buna göre dedelerimizden Yayla Bey, kızı Safiye’yi Resul ile evlendirmiş ve onlara bugünkü Resullü köyünün bulunduğu araziyi vermiştir. Ayrıca dedelerimizden Osman Bey’in çocuklarından Yayla Bey (Yaylalı Sülalesi) bugünkü Aruz köyünün bulunduğu yere, Kara Ahmet Bey (Karaamid Sülalesi) ise bugünkü Kızılçukur köyünün olduğu yere yerleşerek bu köyleri kurmuşlardır.
3. Bu bilgiler, söz konusu Türkelli, Resullü, Aruz ve Kızılçukur köylerinin Oğuz denilen bölgede zaten ortak bir soylarının ve adlarının var olduğunu göstermektedir.
4. Dolayısıyla, zaten ortak bir geçmişi ve adı olan bu köylerin bugün birleşip bir belde, hatta ilerde bir ilçe haline gelmesi sadece resmi bir formaliteden ibarettir. Türkelli, Resullü, Aruz ve Kızılçukur köylüleri kendi geçmişlerine her yerde sahip çıkarak birleşmeyi yaşamlarının bir amacı haline getirmelidirler. Hatta daha da ileri giderek, Sis Dağı’na kadar olan bölgede aynı tarihsel geçmişi paylaştığımız diğer köyleri aramalıdırlar.
5. Doğrusu bugünkü Türkelli Belediyesi, durum bu hale gelmeden çok önce birleşmeyi bir amaç edinmeli ve girişimlerini çoktan başlatmalıydı. Belediye herhalde yörenin tarihsel geçmişiyle hiç ilgilenmemiş, bu konuda yapılan çalışmaları hiç desteklememiş, gerekli belge ve bulguları toplamayı hiç düşünmemiş ve bu belgeleri arşivleyip tanıtmak için herhangi bir girişimde hiç bulunmamıştır. Bu nedenle “Oğuz Belediyesi” konusunda tarihsel geçmişten gelen bilgileri kullanamayan belediyenin girişimi, “Türkelli Beldesi’ni kurtarma operasyonu” olarak algılanmıştır. Türkelli Belediyesi bu durumu bir an önce fark etmeli ve yörenin tarihini ve kültürünü kişisel çabalarıyla araştırıp tanıtmaya çalışan bizlere destek sağlamalıdır.
6. Bugünkü Türkelli Beldesi’nin nüfusu belde olmaya yeterli iken neden bu sayı birden bire düşmüştür? Aldığım haberlere göre geçtiğimiz belediye başkanlığı seçimlerinde aday olan iki şahıs Seçim Kurulu’na başvurarak, belde nüfusuna kayıtlı olmadığı halde oy kullandıkları gerekçesiyle bazı vatandaşları şikâyet etmişler. Seçim Kurulu da yaptığı incelemede şikâyeti haklı bularak beldedeki seçmen sayısını yeniden hesaplamış. Böylece belde nüfusu 2000’in altına düşmüş ve belediye olma statüsü ortadan kalkmış. Bu söylentilerin doğru olmadığına inanmak istiyorum. Çünkü bir yerin belediye başkanlığına aday olan hangi şahıs seçimleri kazanamadı diye kendi köylüsünü bu şekilde arkadan vurabilir?
7. Sayın Ali Kalaycı’nın Fransa’dan yazdığı gibi, bizler Türkelli’nin dışında herhangi bir başka yerde gurbetçi olabiliriz ama nüfus kayıtlarımız halen memleketimizdedir. Yaz aylarında köyümüze gidiyoruz ve belde nüfusu misliyle artıyor. Bir yerin belde olabilmesi için nasıl olur da salt seçmen sayısı belirleyici olabilir? Bu durum o yerin nüfusuna kayıtlı olan ve en azından izinlerini kendi memleketlerinde geçiren insanlara karşı yapılan büyük bir haksızlık değil midir? Bu haksızlıkta bugünkü AKP iktidarının kendisine oy vermeyen ilçe ve beldeleri ortadan kaldırma anlayışının olduğunu unutmamak gerekir.
8. Resullü köyünde 17 Şubat 2008 günü yapılan referandum ile “Oğuz Belediyesi” girişimine 117’ye karşı 146 hayır oyuyla karşı çıkılmıştır. Bu referandumda hayır oyu veren Resullü köylüsünün yukarıda anlattığım tarihsel akrabalık ilişkilerini unuttuğunu göstermektedir. Yine de 117 kişinin söz konusu beraberliğin farkında olduğunu görmek beni sevindirmiştir.