Ana Sayfaya Dön (Haber 15.03.2010 tarihinde Karadeniz Gazetesinde de Yayımlanmıştır)
VAAZ VE SOHBETLERİYLE HUZUR VE GÜVEN VERİYOR
Vaaz ve Sohbetleriyle Vatandaşları Bilgilendiren ve Aydınlatan Beşikdüzü İlçe Müftüsü Ömer Tütüncü; Gönüllere Huzur ve Güven Veriyor.

Vatandaşları
dini konularda bilgilendirmek ve sorularını cevaplandırmak amacıyla düzenlenen
"Vaaz ve Sohbet Programı" na vatandaşlar yoğun ilgi gösteriyor.
Bu amaçla 10.03.2010 Çarşamba günü saat 10.30 da Oğuz Beldesi Merkez Camii’nde yaklaşık bir saate yakın konuşma yapan İlçe Müftüsü Ömer Tütüncü; kendisini dinleyen cemaatin, adeta gönül tellerine dokunarak huzur ve güven telkin etti.
Beşikdüzü Müftüsü Ömer Tütüncü: “İslam’da aile hukuku. İslam öncesi ve sonrası kadının durumu. Eşlerin birbirlerine karşı vazifeleri. Çocuklarımızı evlendirirken dikkat etmemiz gereken hususlar.” konu başlıkları etrafında vaazı nasihatte bulundu ve vatandaşların kendisine yönelttiği soruları cevaplandırdı.
İlçe Müftüsü Ömer Tütüncü; sohbetinin hayırlara vesile olmasını dileyerek başladığı konuşmasında; kadının şahsiyeti ve yüceliğini ele alarak ona İslam’ın verdiği gerçek değeri ifade etti ve İslamiyet’ten önce kadının hiç değeri olmadığını. Arapların, kız çocuklarını diri diri toprağa gömdüklerini, Müslümanlığın gelmesiyle de bu kötü âdetlerin son bulduğunu belirtti.
Beşikdüzü Müftüsü konuşmasında: “Kadınlar, İslam dininin kendilerine verdiği kıymeti, rahatı, huzuru, hürriyeti bilmiş olsalar, bütün dünya kadınları, hemen Müslüman olurlardı. Kadın iyi bir anne, iyi bir eş, iyi bir arkadaş, merhamet timsali, şefkat abidesi ve hepsinden önemlisi “Allah’ın insanlığa rahmeti” dir, diyen Tütüncü: “İslamiyet kadını zillet batağından kurtararak izzetin zirvesine ulaştırmıştır. Kadına yapılan zulüm ve işkence, onu aşağılayan her türlü sözlü ve fiili sataşma, onu hor ve zelil görmek, erkekten aşağı görmek, ona hakaret etmek; bunların hepsi cahiliye davranışlarının kalıntılarıdır. Kur’an ise bu tür davranışları şiddetle yermiş ve hesabının sorulacağını açıkça beyan etmiştir.” dedi.

“Kadınlara
kötü şeyler reva görülmemeli, onlara layık olduğu değer verilmelidir.” diyerek
konuşmasına devam eden Tütüncü: “Her kadın, bir erkeğin ya kızıdır, ya
kardeşidir yahut hanımı veya annesidir. İslam’ı ve Kur’an-ı bilmeyen bir
kimsenin İslamiyet’in kadına verdiği değerden bahsetmesi, körlerin fili tarif
etmesine benzer.
(Körün biri, filin bacağına dokunur. Fil direk gibi der. Biri
karnına dokunur, Fil duvar gibi der. Diğeri de hortumuna dokunur. Fil yılan gibi
der.)
Görenle görmeyen bir olmadığı gibi, bilenle bilmeyen de bir olmaz.” diye
ifade etti.
Eşlerin birbirlerine karşı vazifelerine de değinen Müftü Ömer Tütüncü: “İslam kadını erkeklere bir emanet olarak vermiştir…” diyerek, Veda hutbesinden yaptığı alıntı ile: “Ey insanlar sizin kadınlar üzerinde hakkınız olduğu gibi, onların da sizler üzerinde hakları vardır. Ben size onlara iyi davranmanızı vasiyet ediyorum. Onlar size Allah’ın emanetleridirler...” sözleriyle seslenen İlçe Müftüsü Ömer Tütüncü: “Emanet edilen bir şey en güzel şekilde korunmak ve evin en güzel ve emniyet açısından en güvenilir yerine konmak zorundadır ki güzel korunabilsin ve emanet ehline sağlam bir şekilde ulaşabilsin.” dedi.
Çocuklarımızı evlendirirken göz önünde bulundurulması gereken konulara da değinen Tütüncü, Hz. Peygamber'in eş seçiminde özellikle gençlere yönelik olarak yaptığı şu tavsiyeye dikkat çekerek: "Kadın, dört şey için nikâh edilir; malı, soyu, güzelliği ve dini; sen dindar olanını seç ki elin bereket bulsun." diyerek hadis’te ifade edilen özelliklerin eşitliği durumunda ahlaki yönden üstün olanının tercih edilmesinin önemli olduğunu belirtti.
Beşikdüzü Müftüsü Ömer Tütüncü vaazının son bölümünde kendisine yöneltilen soruları cevaplandırdı.
“Ölen kişinin kılmadığı namaz borçları ıskatla ödenmiş olur mu?” ve Ölen insanın oruç ve yemin kefareti varislerince ödenebilir mi?” Sorularına:
“Aslında namaz için verilen fidyeler, kazaya kalmış namazın yerine geçmez. Ancak şu kadar var ki, ölmeden evvel yapılan böyle bir fidye vasiyeti; bir nedamet ve pişmanlık eseridir. Bunun, ölen kimsenin vasiyeti olmadan, varisler tarafından teberru yoluyla yapılması da bir şefkat ve ölünün hayrını isteme alâmetidir. Ayrıca fidye yoluyla fakirler de sevindirilmekte, bu vesile ile onların bazı zarurî ihtiyaçları temin edilmiş olmaktadır. Bütün bu cihetler itibariyle, ölünün kazaya kalmış namaz borçlarının affedilmesi, Allah'ın rahmet ve inayetinden ümit edilmektedir. Bu bakımdan ölünün, kaza etme imkânı kalmamış namazları için fidye verilerek, onun hakkında İlâhî affın tecellisi için niyazda bulunmak, ihtiyat icabıdır. Umulur ki fidyelerin sevindirdiği fakirlerin sevinci ve duası hürmetine, Allah o borçlu kulunun borçlarını affeder de rahmetine dâhil eder. Ancak bu konu ile ilgili kesin bir ayet ve hadis bulunmamaktadır. Sadece affedilmesi umulduğundan böyle bir uygulama yapıla gelmiştir. Ölünün üzerinden, sağlığında mazereti sebebiyle tutamadığı oruç borçlarının düşürülmesi için ise fidye verilmesi hususu, hem ayet, hem de hadis ile sabittir. Ölen kimsenin bu hususu vasiyet etmesi gerekir. Ölen kişi vasiyet etmemiş ise, varisleri tarafından da oruç ve yemin borçları için ıskatının yapılması caizdir ve makbuldür…”
“Dinimizde telkin’in mahiyeti nedir? Ölen insana (kabrin başında) telkin yapılması şart mıdır?” Sorusuna ise:
“Telkinden maksat, insanın Allah'ın huzuruna varmadan önceki son sözünün Kelime-i Tevhid olmasıdır. Bu maksatla ölmek üzere olan hastanın yanında kelime-i Tevhid-i ve Kelime-i Şehadeti tekrar etmemiz tavsiye edilmiştir. Efendimiz (sav) bir hadislerinde: "Ölüm haline gelene "Lâ ilâhe illallah"ı telkin ediniz…” buyurmuştur. Bazı âlimler bu hadis-i şeriften hareketle ölmüş olanlara da telkin yapılır demişlerdir. Ve bu uygulama adet haline gelmiştir. Bazen adetleri değiştirmek din değiştirmekten zordur. O bakımdan yapanlara neden yapıyorsunuz demediğimiz gibi yapmayanlara da neden yapmıyorsunuz demiyoruz…Ölen kişiye telkinle ilgili Kur'an ve Hadiste emir ya da tavsiye yoktur. Cenaze toprağa gömülür gömülmez din kardeşlerinin hemen oradan dağılmaları uygun değildir. Peygamberimiz (sav): "Kardeşiniz için Yüce Allah'tan mağfiret isteyiniz ve kendisine sükûnet ihsan buyurmasını dileyiniz. O, şimdi sual görecektir." buyurmuştur. Bu açıdan da baktığımızda, esas olan ölen insanın yakınlarının, dost ve arkadaşlarının kabrin başında bir müddet bekleyerek, affı için dua ve istiğfarda bulunmalarıdır. Doğru olan ve tavsiye edilen de budur."
“Ölen insan için, 3.cü, 7.ci, 40.cı ve 52.ci geceler diye bir şey var mı?” Sorusuna ise:
“Hayır böyle belirli zamanlar yoktur. Zaman tahsisi yapmadan ölülerimiz için her zaman Kur’an okur, dua yaparız. Kur’an okumayı ve duayı belli zamanlara, gece ve gündüzlere mahsus kılmak doğru değildir.”
“Kadınlar Cuma, cenaze ve bayram namazları kılabilirler mi?” Sorusuna da:
“Kılabilirler. Hiçbir sakıncası yok. Aksine teşvik etmek, namaz kılabilecekleri mekânlar oluşturmak lazımdır. Ancak kadın ve erkeğin bir arada namaz kılabilmeleri için dikkat edilmesi gereken hususlara da riayet etmek gerekir.”
“İkindi namazından sonra kabir ziyareti yapılmazmış doğru mu?” Sorusuna:
“Böyle bir şey yok. Kabir ziyareti her zaman yapılabilir…”
“Mezarların üzerinde büyüyen yeşilliklerin ölüye faydası olduğu için kesilmezmiş doğru mu?” Sorusuna:
“Bir gün yanından geçtiği bir mezarın içindeki ölünün kabir azabı çektiğini keşfeden Efendimiz (sas) Hazretleri, getirttiği hurma fidanını mezarın üzerine dikip çevresindekilere şöyle seslenmiştir: “Bu yeşillik bu mezarın üzerinde Allah'ı zikir ve tesbih ettiği sürece mezardaki mevta yeşilliğin bu zikir ve tesbihinden faydalanır, rahata kavuşur!” buyurmuştur. Bu hadis’ten hareketle kabirlerde yeşilliklerin bulunması güzel görülmüş. Ancak; gelişi güzel dikilmiş ağaçların ve yeşilliklerin düzenli görülmesi açısından temizlenmesinde bir sakınca yoktur. Bu yönde bir düzenleme ve temizlikte yapılmalıdır.
“Okunan hatmin duasını herkes kendisi yapamaz mı? Cemaatle mutlaka imam mı yapmalı? Standart hatim duası var mı?” Sorusuna:
“Herkes ifade edebildiği kadarıyla okuduğu hatmin duasını yapabilir. Standart bir hatim duası yoktur. Dua; kişinin duygu ve düşüncelerini kendi ifadeleriyle Allah’a arz etmesidir. Bu işi mutlaka bir din görevlisinin ya da başkasının yapması gerekmez…”
Bu ve buna benzer başka sorulara da kısaca cevap veren İlçe Müftüsü Ömer Tütüncü; Sohbete iştirak eden bay-bayan herkese teşekkür ederek, dualarla konuşmasını tamamladı.
Öğle namazının kılınmasının ardından Müftü Ömer Tütüncü'ye konuşma ve nasihatlerinden dolayı teşekkür eden cemaat programın çok faydalı olduğunu belirttiler. Daha sonra Kur’an Kursunu da ziyaret eden Tütüncü; vaaz ve sohbetle ilgili ayrıca bayanların görüş ve düşüncelerini de dinledi. Çok önemli ve duymadıkları konuları dinleme imkânı bulduklarını belirten bayanlar da Müftü Ömer Tütüncü’ye teşekkür ettiler ve programın devamını dilediler.
(Haber 15.03.2010 tarihinde Karadeniz Gazetesinde de Yayımlanmıştır)
![]() ![]() |
![]() |
![]() |
![]() ![]() |
![]() ![]() |
![]() ![]() |
![]() ![]() |
Haber: www.mithatgudu.com
10.03.2010/Çarşamba