Hicri takvime göre 17 Aralık Perşembe günü 1431 yılına giriyoruz! Yeni Yılınız Kutlu olsun.
|
Hicri 1431 yılına giriyoruz. (17
Aralık Perşembe - 1 Muharrem 1431)
Tüm kardeşlerimizin hicri yeni
yılını tebrik ediyoruz.
Bu vesile ile Hicri takvim nedir?
Ne zamandan beri uygulanmaktadır?
Hicri yeni yılın ilk ayı olan Muharrem
ayına özel bir ibadet var mıdır?
Peygamberimiz yeni yılı nasıl
karşılamıştır?
Aşure günü nedir?
Aşure gününe özel bir ibadet şekli var
mıdır? soruları ile ilgili kısaca bilgi vermek istiyoruz...
Hicri tarih, Hz. Muhammed
(s.a.s.)'in Mekke'den Medine'ye hicretiyle başlar. Ancak takvim
başlangıcı olarak bu tarih, Hz. Ömer devrinde kabul olunmuştur.
Ondan önce arapların belli bir tarihi yoktu. Bazı önemli hadiseleri
(Hz. İbrahim'in ateşe atılışı, Fil vakası vb.) tarihe başlangıç
olarak gösteriyorlardı.
Hicretten on altı yıl sonra
(638), dönemin halifesi Hz. Ömer'in emriyle Medine'de bir meclis
toplanarak, tarih meselesine bir çözüm bulunması istendi. Hz.
Ali'nin teklifi ve mecliste bulunanların kabulü ile Hz. Muhammed
(a.s)'in hicreti, İslâm tarihine başlangıcı ve Muharremin de bu
yılın ilk ayı olması kararlaştırıldı.
Böyle bir uygulamanın konulmasına
sebep olarak şu iki husus gösterilmektedir. Hz. Ömer devrinde ibraz
edilen bir borç senedinde ödeme için vâde tarihi olarak gösterilen
Şaban ayının, geçen yılın mı yoksa gelecek yılın mı olduğu
kestirilememişti.
Ayrıca aynı dönemde Basra valisi
olan Ebu Musa el-Eş'arî'den gelen bir yazıda; Hilâfet makamından
gönderilen kâğıtların hangisi önce hangisi sonra olduğu ve
hangisinin hükmüyle hareket edilmesi gerektiğinin bilinmediği
cihetle, bu sorunun acilen halledilmesi isteniyordu. Bu nedenlerle
Hicret İslam tarihine başlangıç teşkil etmişti.
Hicrî-Kamerî yıl, on iki
aydır. İlk ayı olan Muharrem ile birlikte Receb, Zilkade ve
Zilhicceye Araplar "eşhur'i hurum" adı verir ve bu aylarda savaştan
ve her türlü şiddetten uzak dururlardı.
Hz. Muhammed (s.a.s), bu ayın
dokuz, on ve on birinci günleri oruç tutmayı ashabına tavsiye
etmişti. Peygamber Efendimiz buyurur ki: "Ramazan orucundan
sonra, tutulan oruçların en faziletlisi Allah'a izafet ile
şereflendirilen Muharrem ayındaki oruçtur" (Riyazü's-Sâlihin,
II, 504).
Diğer hadislerde, Muharrem ayının
onuncu gününe rastlayan ve pek çok önemli olayın cereyan ettiği "Aşûra
günü'nde tutulan orucun, bir yıl önce işlenen hata ve günahların
bağışlanmasına vesile olacağı müjdelenmiştir" (Riyâzü's-Salihin,
II, 509).
Emevilerin ikinci hükümdarı Yezid
zamanında ve hicri 61/milâdi 680 yılı Muharrem ayının onuncu cuma
gününde vuku bulan Hz. Hüseyin'in şehadeti meselesinden dolayı
Şiilerce o gün matem günü sayılmış ve bu matem daha sonraları geniş
çapta ve resmi bir hüviyete bürünmüştür.
Aşura günü denilen Muharrem
ayının onuncu gününde, tarihte pek çok önemli olayın meydana geldiği
rivayet edilmektedir. Bunlar arasında şu olayları saymak mümkündür:
- Nuh (a.s)'un gemisinin tufandan kurtulup Cudi dağının tepesine oturması bu güne rastlar. Bilindiği gibi bu olay, Hz. Nuh'a inananların bir gemi vasıtasıyla kurtulduğu ve inkarcıların da bütünüyle yok olup gittiği bir olay olmuştu. - Bunun yanında, Hz. Adem'in tevbesi, - Hz. İbrahim'in ateşten kurtulması ve - Hz. Yakub'un oğlu Hz. Yusuf'a kavuşması bu güne rastlar. - Öte yandan Muharrem ayının onaltıncı günü Kudüs'ün kıble tayin edildiği ve - on yedinci günde Fil ashabının geldiği gün olduğu nakledilenler arasındadır.
Muharrem ayının Osmanlılar
devrinde de ayrı bir yeri vardı. Bu ay dolayısıyla şairlerin yazdığı
ve "Muharremiye" adı verilen manzum şiirlerin sayısı oldukça
kabarıktır. Ayrıca yeni sene başı olması hasebiyle bu ayda, devlet
erkanı, padişahın huzuruna çıkarak yeni yılı tebrik eder ve
padişahın "Muharremiye" denilen hediyelerini alırlardı.
Muharrem ayı Osmanlı arşivlerinde
"Muharremü'l-Haram" şekliyle geçmekte ve kısaca "mim" rumuzuyla
gösterilmektedir.
|