Ana Sayfaya Dön

(K Ü L T Ü R E L    B A K I Ş)


Abdullah GÜLAY
Eğitimci-Yazar 
gulayabdul@e-kolay.net

        Diğer Yazıları İçin Tıklayınız...!

SİLAHLARA VEDA

          Bazı adet, usul, ve geleneklerimizin doğruluğunu-yanlışlığını iyi düşünerek bir karara varmalıyız; eğer “yanlıştır” diyebiliyorsak bundan vaz geçmeliyiz.

          Mermi atmak, mermi sesinden haz almak… Bu hazzı tatmak için silaha sarılmak… Ülkemizde çok yaygın bir gelenek halindedir. “Mermi atmak” için maç sonları, düğünler, şenlikler, bayramlar… fırsat olarak görülür ve sabırsızlıkla beklenir.

          Bilinmektedir ki gelenekler yazılı olmayan kanunlardır. Bunun kurallarına uymayanlar toplumdan dışlanır veya kendilerini dışlanmış hissederler. Bireyler bunu göze alamadıkları için diğer gelenekler yanında şartları oluşunca “silah atma” geleneğini de sürdürmektedirler.

          Sosyal gelişmişlik ve eğitim düzeyi yüksek toplumlarda veya kişilerde silah merakı yoktur; mutlulukları silah ile kutlama alışkanlığı yoktur; dolayısıyla meydana gelebilecek kazalardan dolayı bu mutlu anı üzüntü ve gözyaşına dönüştürme riski de yoktur. Coğrafyalar üzerinde parmağımızı gezdirerek silah kullanan  ülkeleri ve bölgeleri işaretlediğimizde karşımıza daha çok kimlere ait ve nasıl bir harita çıktığını üzülerek görebiliriz.

          Öncelikle öldüren bir cismi taşıyan kişi canlılar açısından tehdit unsurudur. Tehdit içeren bir   vatandaşlık ilişkisinin kabul edilebilir olduğu söylenemezYa da şöyle mi düşünmek gerekir: Silah taşımak diğer kişileri  baskı altına almak arzusu mudur? Çıkardığı ses ile, zaafiyet içindeki kişinin kendini gösterme biçimi midir? Ağırlığına  rağmen silah, bedenimizde bir takı veya süs müdür?

          Türk Milleti’nin milli duygular ve vatandaşlık bağları yönünden birbirine güveni tamdır. Psikolojik üstünlük sağlamak içgüdüsüyle  diğerlerini baskı altına almak arzusu, çok gerilerde kalmış  ilkel, eski bir duygu olmalı artık… Bireyin kendini göstermesi, yaptığı toplumsal açıdan yararlı işler, sergilediği yetenekler veya ortaya koyduğu başarılarla olması gerekir. Çünkü tetiğe dokunmak kişi yeteneği ile ilgili olmayan pahalı ve yasadışı bir yöntemdir. Ayrıca bir tabancanın belde takı veya süs(!) olabileceğini söylerken bize gülümseyenler olabileceğini göz önünde bulundurmak gerekir.

          Daha açık söylemek gerekirse “Mermi atmak” zararlı bir gelenektir ve değişmelidir.   Öncelikle silahın kendisi bir maliyettir, mermisi ayrı bir maliyettir,  ruhsat işlemleri başka bir maliyet, zaman israfı ve  yorgunluktur; her sürenin bitiminde ruhsat yenileme masrafları ve ödenen ciddi miktardaki harçlar ayrı bir maliyettir; zorunlu durumlar dışında silah sahibi olmanın sorumluluğu ve uyulması gereken kurallar bir külfettir. Eğer silah yasa dışı ise, suçtur. Suçun karşılığı ise cezadır. Bu ceza riski hep vardır ve başımız ucunda  bizimle dolaşmaktadır.

          Atılan her mermi havaya savrulan ekmektir, sudur; defterdir, kalemdir… Etrafı tedirgin eden rahatsızlık sebebidir. Piknik, mesire, şenlik ve düğünlerin aslında korkutan ve huzur bozan unsurudur. Dokunulan tetikler, yaralar açabilmekte, hastane kapılarında çığlık, çocuklarda hıçkırık olabilmektedir… Arkada özürlü ve sakat insanlar bırakabilmektedir. Pişmanlıkların para etmediği sayısız ölümlere sebeptir; mahkemelerde yığılan dosyalar, duruşmalarda titreyen el, ayak, hapishanelerde çürüyen ömürlerdir… Arkada husumetler bırakandır asırlarca sürüp giden…

          Peki yararı nedir? Hiç…! Bir hiç uğruna yaşatılan gelenek olabilir mi?  Öyleyse artık silahlara veda  edelim mi?

Diğer Yazıları İçin Tıklayınız...!

www.mithatgudu.com  İzinsiz yada kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.
 
Ana Sayfaya Dön