|
(K Ü L T Ü R E L
B A K I Ş) ÖRÜMCEKLER ÖRSE DE… Demokrasi aydın insanların rejimidir. Yani demokrasi ve aydınlanma, eğitim düzeyinin yükselmesi sayesinde oluşur ve kendi kuralları içinde bütün uygulamaları en doğruya taşıyabilir. Genel olarak ülkemizde işlerin şiddete, gerginliğe dönüştürülerek açmaza sürüklenmek istenmesi; aydınların ve olgunların arenadan çekilerek meydanı cahil ve zılgıtçı anlayışlara bırakmasından kaynaklanmaktadır. Bu olumsuz durumdan asıl sorumlu olanlar da yine aydınlardır. Tarihi olaylar ve gerçekler göstermektedir ki, ortaya çıkan her türlü kötülük ve çözümsüzlükten, herkes bildiği veya öğrenmediği kadar ve elbette müdahale etmediği oranda sorumlu ve suçludur. Bu bakımdan her aydın ve düşünürün, ülkemizin ve yaşadığımız toplumun sorunlarına ilgi göstermesi, bilgiye dayalı katkılarını ortaya koyarak, yani risk alıp toplum yararına elini taşın altına sokması, karanlık köşelerdeki örümcek ağlarının ayıklamasına katkı sağlaması gerekir. Bu doğrultuda yapacaklarını, halka hizmet olarak algılamalı ve Hakk'a ibadet olarak kabul etmelidir. Çalışmalar ancak o zaman anlam kazanır ve mücadeleye dönüşebilir. Aksi halde anlamsızlaşır, heyecanı kaybolur, uyuşukluk hali devam eder ve düşünce harekete geçemez. Hırsın ve kinin verdiği zararlı, negatif enerji ile ortalığı kasıp kavuranların yanında; eğer inançların, sağduyunun, topluma adanmışlığın tatlı heyecanı içinde mücadele edenler de olmazsa, tek yönlü çıkmaz bir sokağa girmişiz demektir. Karanlıktan ve karanlık kişilerden şikayet etmek yerine bir mum yakmak ve yanlışlıklara çözüm önerileriyle karşı durmak gerekir. Kuşlar da yer diye darı ekmekten vazgeçilmez; üzerime sıçrar diye çamurdan kaçılmaz, yoksa yolda mesafe alınmaz; tekerlek kalır tümsekte... Günlük çıkarlar ve basit hesaplar içimize korku salarak, bizi gerilere, kenarlara çekmemeli. Şunu çok iyi bilmek gerekir ki her kesimin desteği, beğenisi ve onayı alınamaz; alınmışsa da doğru olmaz. ”Herkes benim düşünceme katılırsa yanılmış olmaktan korkarım.” Fikirlere karşı duranlar olmasa, bundan yüze gülmek ve şirin görünmek anlamı çıkar. Bu görüntü, düşüncenin sahibini yanıltır. Bu sebeple karşı görüşler her zaman olmalıdır, vardır, olacaktır. İşin tadı, tuzu bu şekilde ortaya çıkmaktadır. Ama kırmadan, dökmeden, hakaret etmeden… Bu anlamda yakaladığımız olgunluk seviyesi yeterli olmamakla birlikte eski dönemlere göre memnuniyet verici bir noktadadır. Ülkemizdeki bir çok Batı ülkesinden çok daha fazla tv kanalı, radyo, gazete ve dergi… Her konuda düzenlenen açık oturumlar… Halkın bu proğramlara ilgisi… Seçimlerdeki ve halk oylamasındaki olgunluk… ve elbette bilinçli ve denetleyici akıl süzgeci… bunun kanıtıdır. Bütün bunlar kendimize güven duygumuzu geliştirmektedir. Ancak kitap veya süreli yayınları okuma ve araştırma yapma konusunda, Almanya’da sadece bir derginin beş milyon satıldığını düşündüğümüzde, malesef bu konuda oldukça gerilerde kaldığımızı söyleyebiliriz. Okumak bizi sıkıyor her nedense… Eğitim sistemimizde, öğrencilerimize kitap okutma ve süreli yayınları takip ettirme alışkanlığı kazandırma konusunda da pek başarılı olamıyoruz. Okullarımızdaki en başarılı öğrencilerin, okul kütüphanelerinden en çok ödünç kitap alan öğrenciler olduğunu istatistikler bize göstermektedir. Demokrasi aydın insanların rejimidir demiştik. Aydınlanma ise okuma ile mümkündür. Demokrasimizin gelişmesi, Cumhuriyetimizin güçlenmesi, iç barışın sağlanması, hoşgörü ortamının yaygınlaşması ve bilginin ışığında buluşmamız için; kitap okuma ve okutma alışkanlığının okul öncesi çağdaki çocuklar arasında ve özellikle ilköğretim düzeyindeki öğrenciler arasında yaygınlaştırılması amacına dönük olarak; uygulanabilir, gerçekçi projeler hazırlanması ve uygulamaya konulması gerektiğine inanıyorum. Okuma-yazma oranını yüzde yüze ulaştırsak da okumadıktan sonra çok bir önemi yoktur. Bu yolda adım atılması umudumu, Milli Eğitim Bakanlığımız ile Kültür ve Turizm Bakanlığımıza arz ediyorum. |