|
(K Ü L T Ü R E L
B A K I Ş) EKMEK YEŞİLİN NERESİNDE? Duvarları yosun tutmuş, sarmaşıkların bacasına kadar tırmandığı, eski küçük bir evin önünde çömelmiş; dirseklerini dizlerine dayamış; çenesini avuçlarının içine almış, fındık ocaklarına bakıyordu. Topuklara kadar yükselmiş otlar arasında yürüyerek kendisine yaklaştığımı hissetmedi bile… Belli ki düşünceli ve dalgındı. Selam verdim; üzgün ve karamsar bir hali vardı. Biraz havadan sudan konuştuktan sonra tarlaya bakarak ensesini kaşıdı ve şöyle dedi: “Buralardan gideceğim. Şu ev bana baba yadigârı, önündeki şu üç ocak fındık da babamdan bana düşen pay. Benim üç çocuğum var. Birer ocak fındık düşer. Bu çocuklar buralarda nasıl yaşasınlar; nasıl karın doyursunlar?”
İsmet Bey ile
konuşmayı sürdürdük; çocukluk yıllarımıza uzandı sohbetimiz… Çektiğimiz
çileleri, yaşadığımız zorlukları anlattık birbirimize... Kara lastikli,
yamalı pantolonlu ilkokul yıllarımızdan, çocukluğumuzu yaşamadan gençliğe
adım attığımızdan, gençliğimizi yaşamadan belimizin büküldüğünden bahsettik…
Sonra, “Bursa bölgesine yerleşmek istediğinden söz etti İsmet Bey:
Çocuklar iş çevresine yakın olsunlar; belki çalışma imkanı bulurlar,
ufukları daha açık, şansları daha yüksek olur” dedi. EKMEK, YEŞİLLİĞİN NERESİNE SAKLANMIŞ! Devletlerin ana politikaları insanları yaşadıkları topraklarda tutabilmektir. Hizmeti yerele ulaştırmak; yerinde iskanı temin etmek ve sürdürmektir. Durum böyle iken niçin gitmek zorunda kalınıyor bu bölgeden? Çünkü artık bu yöreler insanlar için gelecek vaat etmiyor! Evet… İsmet Bey gibi gidelim mi bu ellerden, doğup büyüdüğümüz bu topraklardan? Karadeniz çok yeşil, denizi masmavi… Yeşil ile mavi kucaklaşmış âdeta… İyi… Yaylaları da yazın çok serin oluyor; gezmek, eğlenmek için maceralı ortamlar hazırlıyor… Bu da iyi… Trabzonspor’u var dillere destan… İyi de iş, aş, ekmek bu maviliğin, yeşilliğin, yayla serinliğinin neresinde saklanmış ki bir türlü bulunamıyor! Bu güzellikler, bölgeden göçü niçin önleyemiyor? Karadeniz’in doğal güzelliklerine bir itirazımız yok. Bu güzellikler bir gerçek olmakla birlikte, insanları bu yörede tutmaya yetmiyor. Yani karın doyurmuyor; iş, aş, ekmek ve kariyer vermiyor. Karadeniz bölgesi’nin ülkesine, devletine milletine bağlı; bütün zorluklarına rağmen sitem dahi etmeyen, sabır gösteren insanları da bu gerçeğin farkına varmış olacaklar ki maviliği, yeşilliği, yaylaları bırakarak Batı bölgelerimize doğru göç etmeye devam etmektedirler. Cenaze nedeniyle gittiğim bir köyde evlerin hep boş olduğunu görünce muhtara, “kaç insan yaşamaktadır köyünüzde?” diye sordum. Aldığım cevap, “sadece altı evde insan var; onlar da yaşlı, kasım ayı gelince o evlerin de ikisi boşalıyor; kış boyunca dört evde insan kalıyor” dedi. TURİST NİÇİN GELMİYOR? Yayla turizmi bölge ekonomisine katkıda bulunacak diye bekleniyor. Yıllardır umut ediliyor ama her nedense bölgeye hiç turist gelmiyor. Niçin gelsin ki? Hangi yoldan gidecek, hangi otelde kalacak, hangi sosyal etkinlikleri nerelerde ve nasıl gerçekleştirecek? Yaz aylarında yaylalarda görülen kalabalıklar, sanıldığı gibi turist akını değildir. Gurbetteki insanlarımızın kısa bir süreliğine hasret gidermek için geriye dönmesiyle oluşmuş insan topluluklarıdır. Eğer yanlarında birkaç yabancı varsa onlar, bazılarının yanında getirdiği arkadaşları ve komşularıdır; misafir olduğu için bir harcama da yapmazlar… Yöre ekonomisine bir katkıları olmaz. Onlara ekonomik anlamda turist denemez. YEŞİL ÖRTÜYÜ FINDIK VE ÇAY ÜRETİCİSİNE BORÇLUYUZ! Karadeniz Bölgesi’nde fındık ve çay üretimi, diğer sebepler bir yana, sadece şu iki özel sebepten dolayı yüksek fiyatlarla desteklenmelidir. Birinci sebep, sosyal devlet olmanın gereği bölge ekonomisinin yaşanılabilir düzeyde kalması ve göçün önlenmesine katkıda bulunmak için; ikinci sebep, toprağın üzerindeki yeşil örtüyü korumak için… Bölgenin toprak yapısının bozulmasını önlemek için… Heyelanı, toprak kaymalarını, önlemek için… Çünkü Karadeniz’in yeşilliği bu iki bitki örtüsü sayesinde oluşmaktadır. Sadece yeşilliği korumak adına bu iki ürün için üreticiye ek pirim ödenmelidir. Bunun yanı sıra Sakarya, İzmit, Düzce, Bafra, Çarşamba bölgelerindeki düz tarım alanlarında bulunan fındıklar sökülmeli, bu verimli, düz tarım arazileri diğer uygun tarım ürünlerinin ekim ve dikimine ayrılmalı; fındık ve çay bitkisi ise sadece yamaç arazilerde yani Karadeniz’de kalmalıdır. Fındık üreticiliğine yaklaşım bu şekilde sürdürülürse ve bunun sonucu olarak da bayır arazilerden fındık ve çay sökülürse, yamaçlardaki topraklar erozyona uğrayacak, heyelanlar olacak; doğal afetler meydana gelecek; kısa bir süre sonra şu meşhur Karadeniz yeşilliği yok olacak; yerini bakır renkli kayalıklara bırakacaktır. Bu gerçekler ışığında konu ele alınarak değerlendirilmeli ve gerekli önlemler alınmalıdır. |