|
(K Ü L T Ü R E L
B A K I Ş) MUTFAKTA KİM VAR? “Dünyanın bize hürmet göstermesini istiyorsak, ilk önce biz kendi benliğimize ve milliyetimize bu hürmeti, fikrî ve fiilî olarak bütün davranış ve hareketlerimizle gösterelim. Bilelim ki millî benliğini bulmayan milletler başka milletlerin avıdır.”(1) “Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli yüksek Türk kültürüdür.(1) Milletçe önemsenmek, saygı görmek istiyorsak her şeyden önce kendi benliğimize, kendi milliyetimize, kendi kültürümüze sahip çıkmalı ve saygı göstermeliyiz. Bu ruh hali içinde olmalı; günlük yaşayışımızda bunu göstermeliyiz. Davranışlarımız milli kimlik ve kültürümüzün izlerini taşımalıdır. Aksi halde başka milletlerin, hakim kültürlerin avı ve yemi olma tehlikesi vardır. Av olmak, avlanmak bir millet için çok ciddi bir uyarıdır. Avcı milletlerin, önce yumuşak ipekle aldattığını tarihte milletçe çektiğimiz acılardan biliyoruz: “Çin Milleti’nin sözü tatlı, ipek kumaşı yumuşak imiş. Tatlı sözle, yumuşak ipek kumaşla aldatıp uzak milleti öylece yaklaştırırmış. Yaklaştırıp konduktan sonra, kötü şeyleri o zaman düşünürmüş.” (2) Yine bu avcı milletlerin uluslar arası antlaşmalarla anlaşıyormuş gibi yaparken dahi, kaç basamak sonrasının hesapları içinde olduklarını görüyoruz, tecrübelerle de biliyoruz. Türk Milleti üzerinde yıllara, hatta yüzyıllara yayılmış bir kültür değiştirme ve bu milleti başkalaştırma mücadelesi verildiği açıkça bilinmektedir. Bu değişim, günlük akış içerisinde ve yeri geldikçe yapıldığı için pek çoğumuz fark edemiyoruz. Dikkat edilirse, hedef seçilen ülkeler, kültür fay hatlarına göre bölümlere ayrılıyor, insanlar kavgaya tutuşturuluyor. Böylece kültürler, kendi çıkarları doğrultusunda ve gerektiğinde bir silah olarak da kullanılabiliyor. Kara birlikleri bir bölgeye girmeden önce yumuşatma harekâtı yapar. Yani emniyetli duruma gelinceye kadar yeterli düzeyde havadan bombalayarak o bölgeyi yumuşatır. Sonra en az direnişle karşılaşacağını düşünerek, mümkünse hiç kayıp vermeden hedefine ulaşmayı planlar. Kültürümüzün değiştirilmesi, bir gün kara birliklerinin işini kolaylaştırmak için mi yapılmaktadır diye düşünmeden edemiyor insan. Çanakkale önlerine, Sakarya’ya, Dumlupınar’a kendi arzularıyla yığılan gönüllüleri; Nene Hatun’ları, Kara Fatmaları, Sütçü imamları, Topal Osmanları… ve onların ideallerini yaşatmak gerekir ki, kara birliklerinin işleri o zamanlar kolay olamadığı gibi gelecekte de kolay olmasın…! Genç kuşaklara vereceğimiz anlayış bu olmalıdır. Kuvay-ı Milliye ruhunun temelinde de bu değerler yatmaktadır. Kültürümüzü değiştirme çalışmalarının sonucunda öz değerlerimizden uzaklaşmamız, bu ruhu yavaş yavaş ortadan kaldırmaktadır. “Çağdaş medeniyet düzeyinin üzerine çıkabilmek” için, bilimin ışığında, “mürşidin” ilim olduğunu unutmadan; kendi dilimizi, inançlarımızı, tarihimizi… özetle bütün kültür varlığımızı koruyarak birlik, dirlik ve bütünlük içinde çalışmalıyız. Çünkü bu iş, çalışarak elde etme işidir; kültür değiştirme işi değildir. Medeniyetin bu günkü düzeye ulaşması için bütün milletlerin katkısı olmuştur. Bu nedenle unutulmamalıdır ki, medeniyet geneldir; evrensel ortak değerlerdir ve onun ürünleridir. Kültür ise özeldir ve milletlere ait değerler topluluğudur. Teknoloji, endüstri, alt yapı ve modern düzenlemeler, ancak çalışarak elde edilebilir. Bu hedeflere ulaşmak için kültürümüzü değiştirmemiz gerekmez. O zaman “av” oluruz, “yem” oluruz. Bu değerler, bilgi ışığında çalışmanın bize kazandıracağı değerlerdir. “Kemik için ilik ne ise insan için bilgi odur. İnsanın ziyneti akıldır, kemiğinki ise iliktir. Bilgisiz (kimse), iliksiz kemik gibi boştur. İliksiz kemiğe kimse el uzatmaz.” (3) “Cumhuriyetin temeli yüksek Türk kültürü” olduğuna göre; kültür üzerindeki her yıkıcı niyet ve atılan her olumsuz adım, doğrudan Cumhuriyetin temellerine yönelmiş eylemler olarak sayılmalıdır. Dil, kültürün taşıyıcısıdır; millet olmanın temel şartı ve alt yapısıdır. “Türk dilini öğreniniz, çünkü onlar için uzun sürecek bir egemenlik vardır…. Türk dili ile Arap dilinin at başı beraber yürüdükleri bilinsin. “(4) diyen bir uyarmanın olduğunu da biliyoruz. “Türk dili Türk Milleti için kutsal bir hazinedir.Türk dili geniş ve zengin bir dildir. Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. “ (1) Avrupa müzik yarışması (Eurovizyon), bir kültür-müzik harmanıdır. Büyük ölçüde siyasîdir. Bu harmanda herkes kendi müziğini kendi diliyle sergilemektedir. Gerçekler böyle iken; yarışmaya katılan Türk müzik parçasının kaynağı Türk Milleti, dayanağı Türk Müziği, tarzı ve kostümleri geleneksel olması gerekmez mi? Bunlardan daha önemlisi dili Türkçe olması gerekmez mi? Mutfakta kim var? (1) Atatürk (2) Kültigin Abidesi güney yüzü 5. satır (3) Edip Ahmet Yükneki-Atabetü’l-Hakâyık (4) Kaşgarlı Mahmut-Divanü Lügat’it-Türk
www.mithatgudu.com
İzinsiz yada kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz. |