(K Ü L T Ü R E L    B A K I Ş)


Abdullah GÜLAY
Eğitimci-Yazar 
gulayabdul@e-kolay.net

             MEHMET AKİF

          İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif, bir ahlak ve fazilet timsali ve milli heyecan şairi sıfatıyla ebedileşmiştir.

         Çocukluğunda aldığı eğitim O’nun büyük bir fikir ve sanat adamı olmasında önemli bir etkendir. İlk dini ve fikri terbiyesini kendi ailesi içinde babasından almıştır. Babası için: ”Benim hem babam, hem hocamdır.” der.   

        Mehmet Akif, prensiplerini hareketleriyle destekleyen sayılı insanlardandır. Hareket onun hayatında önemli bir unsurdur. Hayatını belli bir yola adayan bu yüce insan azmi ve çalışkanlığı ile dikkat çeker. Durmak ve oturmak O’nun için bir sondur. Nitekim, Kuşçubaşı Eşref Bey’e yazdığı Bir mektupta: “gaye uğrunda çalışmak, didinmek ve ölmek… Ah ne güzel meşgale, ne hoş eğlence…” demiştir.

         Mehmet Akif sahip olduğu mizacını, doğuştan getirdiği ve çevresinden aldığı olumlu etkilerle birlikte, en çok “Müslümanlık” sayesinde şekillendirdiğine inanmış ayrıca da İslamlığın “karakter dini” olduğunu söylemiştir.   Bu konuda: ”Müslümanlık insanlara hakiki insanlığı öğreten, esâret zincirlerini kıran, Allah’tan başka bir varlığa baş eğdirmeyen, ve el açtırmayan, hülasa en asil, en şerefli insanlık mefkûresini yaşatan dindir” der. Fakat bu gerçeğin yozlaşmasından dolayı, ”Demek İslam’ın ancak namı kalmış..!”  diye de  yakınmıştır.

         Her fikir ve olay karşısında kendine özel düşünceleri olan bir aydındı. Olayların ardından sürüklenmediği gibi, görüşünü sonuna kadar savunurdu.

         Temel özelliklerinden biri de ”başkaldırma” ve “isyandı”. Bu isyan, yolsuzluk ve geriliğedir. Nitekim sosyal konulu şiirlerinde de duygusuz ve adaletsiz bir topluluğa isyan etmiştir.

         Mehmet Akif, bir ölüm kalım devresinde manevi değerlerimizin temsilcisidir. O, içinde mükâfât bulunduğu için İstiklâl Marşı yarışmasına girmek istememiştir. Ödül kaldırılınca yarışmaya katılmıştır. Buna rağmen sonradan kendisine takdim edilen parayı, kadınlara meslek edindirme kurslarına ve diğer hayır kurumlarına bağışlamış; kendisi sefil ve yoksul yaşamış ve öylece ölmüştür.

         Mehmet Akif yapıcı, iyimser, aydınlık ve bilhassa bölücülerle didişen, bütünlüğümüz için çırpınan bir kişiliktir. Türk-İslam ahlâkını, ömrünce yaşamış ve telkin etmiştir. Günlük yaşayışında kalabalıktan kaçarak üç beş dostun sohbetlerine sığınmaktan hoşlanan bu yalnız insan, bazen herkesi şaşırtacak kadar meydan adamı, vatan şairi olmuştur.

         Akif insana, İstanbul Boğazı’nın tepelerindeki köşklerden değil, sefâlet  içindeki halkın seviyesinden bakmıştır. Bu nedenle edebiyatımızın ilk sosyal gerçekçi şiirlerini yazmıştır. Bu gerçekçilikte samimi bir benimseyiş, vatansever niyet ve ahlak maksadı vardır. Başarısının sırrının çalışmak olduğunu vurgular.

         Akif’e göre “Eski eski olduğu için atılmaz fena olmuşsa atılır. Yeni yeni olduğu için alınmaz, iyi olmuşsa alınırdı.”

         Usulünce ve saygılı olan tartışmayı severdi. Cahillik, döneklik, korkaklık ve çalımcılığa ise hiç katlanamazdı. Aslını, milletini inkâra kalkan kimselerle alay eder, halkın ve yurdun kötü gidişine  kaygısız dolaşanlara adam gözüyle bakmazdı.

         Verdiği sözü zamanında ve yerinde yapan bir insan olan Akif, haksızlığa karşı kesin tavrını alırdı. İş arkadaşlarına haksızlık yapıldığı için iki defa istifa etmişti.

         Yaratılışı gamlı ve biraz karamsar olduğu halde, Safahat’da ümitsizlik saçmaktan korkmuş, şairlik sorumluluğunu hakkıyla bilmişti. Milletine ümit, azim ve sevinç taşımak görevlisi olduğuna inanmıştı.

         Görülüyor ki Akif, Türk-İslam-Batı ahlâkının değerlerini sentezlemiş ender insanlardan biridir.        

         Şiirin, milli, dini, bir imanla yazılıp halkın uyarılması gerektiğini kabul etmiştir. Şiirlerinde kendi üzüntüleri, kinleri, aşkları veya arzuları görülmez… Bütün tasası millettir. Kötülük, gerilik ve yolsuzlukla adeta boğuşmaktadır. İçinden çıktığı ve birlikte yaşadığı kenar mahalle insanlarının dertlerini yazmakta, kusurlarını yüzlerine söylemektedir. Kaygısız aydınlara ve zenginlere acıma duygusu telkin ederek, topluluğun vicdanını uyarmaya çalışmaktadır. Halka yükseliş ve umut yolları göstermektedir.

         Akif’e göre din, şüphesiz ahiretten fazla dünya meselelerini ele almaktadır. Çünkü “Müslümanlık hayat dini” dir. Zevki Türk’tür, Frenk olmaktan kaçınmıştır.

          Bir ölüm yıldönümünde daha O’nu saygı ile anıyor; örnek insan olarak hayatını ve fikirlerini çocuklarımıza öğretmeliyiz diyor, saygılar sunuyorum.