|
(K Ü L T Ü R E L
B A K I Ş) Başkalarının eksik ve zaaflarını, arkalarından anlatmayı alışkanlık haline getiren bir gıybetçi adam, çevresindeki bir maneviyat büyüğünün de gıybetini yapmaktan çekinmiyordu. Bu yüzden de gıybetçiyi çevrede kimse sevmiyordu. Fakat gönül insanı büyük zat, gıybetçi kişi huzuruna geldiğinde ona hep iltifat ediyor ve onu; “Gel bakalım benim sevgili ortağım!” diyerek karşılıyordu. Bu durum, bu iltifat, gıybetçi adamı hep düşündürmekteydi: Ben bu kişi hakkında kötü duygular besliyor, sağda solda zanla, şüphe ile ekleye abarta karalama konuşmaları yapıyorum ama bu kişi bana hep iyi davranıyor; bu durum nasıl açıklanabilir diye kendi kendine soruyordu. Sonunda mahcup oldu ve insafa geldi. “Ben şurada burada bu kişinin aleyhinde konuştuğum halde o bana hep iyilikte bulunuyor, bundan sonra artık onun aleyhinde konuşmamalıyım.” diye kendi kendine karar aldı ve aleyhinde konuşmamaya başladı. Ne var ki, bu karardan sonra o büyük zatın huzuruna vardığında eskiden gördüğü iltifatı, saygıyı artık göremez oldu. “Gel bakalım benim ortağım!” gibi güzel sözlerle baş köşeye çağrılmıyordu artık… Duruma üzülüyor ve işin aslını anlayamıyordu. Bunun sebebini merak ederek bir gün gidip kendisine sordu: “Efendi hazretleri, bize gösterdiğiniz ilgi ve alakayı artık göstermiyorsunuz, eski muhabbet kalmadı gibi geliyor bana. Sebebi nedir acaba?” Maneviyat büyüğü tebessüm ederek açıkladı, iltifat eksikliğinin sebebini: “Eskiden seninle bir ticari ortaklığımız vardı. Şimdilerde o ortaklık bitti; bunun sonucu olarak da iltifat da gitti.” “Ne ortaklığı? Ben öyle bir ortaklığın farkında değilim.” deyince de şu açıklamayı yaptı büyük zat: “Çünkü sen şurada burada benim aleyhimde konuşuyordun; bu sözlerini bana getirenlere karşı ben de gıybetine gıybetle karşılık vermemeye gayret ediyor, sabretmeyi tercih ediyordum. Bu sabrımın karşılığı olarak benim günahlarım senin defterine, senin güzel sevapların da benim defterime yazılıyordu. Böyle bir ticari ortaklığımız oluşmuştu seninle. Şimdilerde ise sen benim aleyhimde artik konuşmuyor, gıybetimi yapmıyorsun; bu sebeple senin sevapların bana, benim günahlarım da sana yazılmıyor. Böylece ortaklığımız bitmiş bulunuyor; dolayısıyla iltifata gerek kalmıyor...”
Duydukları karşısında şaşkına dönen gıybetçi adam, düşünmeye
başladı ve bir müddet sonra; “Sahiden gıybetçinin durumu böyle mi?” diye Tekrar düşünmeye başlayan gıybetçi adam insafa geldi de dedi ki: “Madem durum böyle bundan sonra kimsenin gıybetini yapmayacağım; ama herkes benim gıybetimi yapabilir, varsa gıybetimi yapacak buyursun yapsın. Böyle bir ortaklığa ben hazırım.” Ben de hazırım. Siz de hazır mısınız?
Akıllı kimse, dilini kötü söz ve gıybetten koruyan; mü’min, kalbini şek ve
Abdullah GÜLAY |